KÜRESEL ELİTİN AYAK İZLERİ - X
Para ile dini bir araya getirerek kazanç elde eden Mekkeli müşrikler Kabe'yi putlarla doldurmuş; bunun üzerine Muhammed peygamber müşriklere savaş açmıştır. Faiz dediğimiz şey paradan para kazanmaktır ve bu işin içinde herhangi bir emek, çalışma ya da üretim yoktur. Sadece para satıp daha fazla para elde ederek ve bu parayı da tekrardan satıp insanları borçlandırarak tüm dünyayı ahlaksızca ele geçirebilirsiniz.
Hatta bu işi öyle bir noktaya kadar devam ettirirsiniz ki günümüzde olduğu gibi tüm insanlık sizin için çalışır ve köleniz olurlar. Sorgulayıp öğrenme kabiliyetleri de düşük olduğundan; bu sistemin farkında olmadan yaşarlar ve siz de tüm dünyayı avcunuzun içinde tutarsınız. Çok mu ağır geldi? Gelmesin awk. Öyle çünkü. Etrafınıza bir bakın, kredi kartı kullanmayan ya da faiz ödemeyen bir Allah'ın kulunu bulabilecek misiniz? Bulamazsınız. Sen sakız dahi alsan bu adamlar para kazanır. Götündeki donun parası direkt olarak ya da vergiler ile dolaylı olarak bu adamların kasasına girer. Dünya üzerindeki her devlet bu Lusiferyan şerefsizlere borçludur. Öyle ya da böyle...
Peki bu adamlar küresel bankacılık sistemini nasıl yarattı? Nasıl oluyor da para ile ilgili her şey bankalar aracılığıyla yapılıyor? Neden ben bir işe girip çalıştığımda emeğimin karşılığını direkt olarak alamıyorum da araya banka girip bana "banknote" veriyor? Evet gençler, şu anda kullandığımız kağıt paraların ismi "banknote" yani Türkçesi ile banknottur. 5 liradan 200 liraya kadar olan paralar banknot ismiyle basılır.
Eskiden para olarak değerli madenler kullanılırdı. Altın ve gümüş nadir bulunan madenler olduğu için sürekli üretilemezdi. Belirli bir miktarda dolaşımda dönerler ve bu sayede enflasyon olmazdı. Yani deden de çeyrek gümüşe bir ekmek alırdı baban da ve hatta sen de. Enflasyon yok, para belirli standartlara dayalı. Sürekli altın ya da gümüş yok, bu madenler bu yüzden kıymetli. Değer kaybetmiyorlar ve dolayısıyla da enflasyon olmuyor.
Yani insanlar kendi aralarında alışverişte kullanacakları bir meta bir araç olarak bu madenleri kullanıyorlar. 10 tane ekmek almak için elinde bir sepet elma ile gitmek yerine 1 tane ufak gümüş para götürüyorsun. Amaç kolaylık yani. Bu yüzden para icat edildi. Ayrıca para dediğin şey Lidyalılardan on binlerce yıl önce de vardı. Bi akıllı Lidyalılar mı awk? Diğer toplumlar bunu akıl edemedi mi sanki... Sümerlerden önce yerleşik düzen yoktu saçmalığının aynısı. Göbeklitepe ne lan o zaman? Sümerlerden binlerce yıl eski? Nasıl olsa yalancıyı...
Yok arkadaşlar yok, inanın bana bu adamların bugün tüm dünya müfredatında öğrettikleri tarih çarpıtılmış ve kesilip biçilmiş bir tarihtir. İnsanoğlu uyanmasın, bilmesin ve görmesin diye uydurulmuş. Ve öyle de oluyor maalesef. Attığını vuruyor şerefsizler. Şeytani bir akıldan alıyorlar bilgiyi. O yüzden de insanüstü başarılı bir şekilde ilerliyorlar. Tabi ki Yüce Yaradan'ın planı gibi kusursuz ve eşsiz değil ama kendi çapında güçlü bir plan bu. Haklarını verelim. Lusifer zeki bir varlık ve hatta ne kadar doğrudur bilmiyorum ama cennetteki ismiyle "Azazel" iken diğer bazı meleklere hocalık yapıyormuş. Bu bir anlatı tabi, gerçek midir değil midir bilemem. Doğrusunu ancak Yüce Rabbimiz bilir... Cenab-ı Allah bizlere yardım etsin, bunların tuzağı çok güçlü. Hele ki günümüzde. Çevrenize bakarsanız göreceksiniz...
Neyse konuyu çok dağıtmadan Tapınak Şövalyesi arkadaşlara geri dönelim. Bu tarikat askeri bir düzeni olan ve bizzat Papa tarafından "dokunulmaz" ilan edilen seçkin kimselerden oluşuyordu. Arkalarında Siyonist Yahudi aileler vardı. Finansal açıdan çok büyük bir güce sahiplerdi yani. Haçlı seferlerini organize eden de aynı banker ailelerdi. Hatırlayın, Belçika'da kontluğu olan aile; haçlılar Kudüs'ü alınca Kudüs krallığını kurmuşlardı. Avrupalı halklar da bu zibidileri din için savaşıyor sansın dursun. Para ve Yeni Dünya Düzeni amacıyla çalışan faiz ve borç sisteminden beslenen banker siyonistlerin oyuncağı olmuşlar haberleri yok. Bugün de dünyanın durumu çok farklı değil. İstedikleri yere gidip savaş çıkarıyorlar, katliam yapıyorlar, yakıp yıkıyorlar ve herkes seyrediyor. Tüm dünya halkları bunlara borçlu, tüm devletler bunların kontrolünde. Binlerce yıllık bir plan ve bugün sonuç ortada gençler...
Tapınak Şövalyeleri tarikatı ve tüm Avrupa kıtasını saran bankacılık finans sistemi ile gücüne güç katan Küresel Elit; Osmanlı İmparatorluğu'nu yenip Akdeniz ticaretini tastamam ele geçiremeyince doğal olarak gözünü yeni topraklara dikiyor. Daha öncesinde Amerika kıtası zaten biliniyordu. Arada koskoca Atlas okyanusu vardı ve Akdeniz ticareti öncelikli hedefteydi. 1400'lü yıllara kadar odakları o yönde değildi yani. Ama mecbur kalınca da bir yolunu bulup gidip oralarda koloniler kurdular.
Yine her gittikleri yerde yaptıkları gibi önce bölgenin yerli halkına dostça davrandılar. Zaman içerisinde güçlendikçe de soykırım ve sömürüye giriştiler.
Her zamanki gibi kazanılan para yine İsviçre bankalarında saklandı. Borç olarak devletlere verildi. Avrupa'da mezhepleşmeyi körükleyerek devletlerin savaşması da sağlanınca sürekli borç alıp faiziyle ödeyen bir Avrupa tablosu ortaya çıktı. Bu arada şunu da söylemem gerekiyor ki; Hristiyanlık dinini uyduran Küresel Elit o dönemlerde yeni bir mezhep arayışına girdi. Çünkü Katolik mezhebi faizi lafta reddediyordu. Bu sayede zenginleşen sadece Katolik olmayan Yahudi ailelerdi. Ama artık halkı da bu faiz sisteminin içine sokmak gerekliydi. Sonuçta üretilen mal alıcısı olmadan sadece çöptür. Birisi karşılığında para verecek ki dolaşıma girsin ve değerlensin. Yani ortada bir arz var ise talebi de yaratman gerekiyor. Çark böyle işliyor.
Martin Luther ve Jean Calvin isimli iki Alman bu noktada devreye girdi. Öncelikle Papalığın halkın üzerindeki tahakkümü artırıldı, zulüm ve baskı arşa çıktı, insanlar bezdirildi. Sonra da kurtarıcı olarak bu Tapınakçı kökenli ilahiyatçılar öne sürüldü. Yeni bir ahlak inşa ettiler. Faize ve Kapitalist sömürü düzenine ılımlı yaklaşan bir mezhep ortaya çıktı. Hatta bu konuda yazılmış bir şaheser kitap da var. Detayını öğrenmek, derinine inmek isteyenler Max Weber'in "Protestan Ahlakı ve Kapitalizmin Ruhu" isimli kitabını okuyabilirler.
Bu kitapta; doğan her insanın bankerlerin kölesi olması için kurulacak "Kapitalizm" isimli sistemin ancak Protestan bir ahlak sistemi ile mümkün olduğu açıkça belirtiliyor. Aslında çok basit arkadaşlar; sen insanları topraktan koparıp büyük şehirlere tıkacaksın. Göt kadar yerde 20 milyon kişi birbirinin tepesine çıkarak yaşayacak. Fabrikaların üreticisi(köle) bu insanlar olacak ve aynı zamanda ürettiklerini de bu insanlara satıp para kazanacaksın. Aklınızda şu alttaki foto canlansın;
Altına ya da gümüşe bağlı olarak basılan banknotlar Avrupa ve Amerika'nın farklı yerlerinde defalarca denendi. İnsanların bu sisteme ses çıkarıp çıkarmayacağına baktılar. Sonuçta gördüler ki "yavaşça pişen kurbağa" tencereden sıçramıyordu. İnsanlar devletler aracılığıyla kendilerine dayatılan bankacılık sistemine razı gelmişlerdi. Artık pamuk ve ketenden basılacak paralar tüm dünya halklarını sömürmek için kullanılacaktı.
Mezhep savaşları ve Fransız İhtilali gibi toplumsal senaryolar ile Sekülerizm tüm dünyaya pompalandı. Sanayi devrimi ile insanlar topraktan ve üretimden koparıldı. Büyük şehirler kurulmaya başlandı. Onların gözünde insanoğlu koyun sürüsünden farksızdı. Bu sürünün etinden, sütünden ve yününden faydalandılar.
En başta kağıt para (banknote) basımını altına ya da gümüşe endekslediler. Yani bir merkez bankası; deposundaki altın ve gümüşe karşılık gelecek şekilde kağıt para basabiliyordu. Bu sayede kafasına göre sisteme para sokup enflasyona neden olamıyordu. Amerika Birleşik Devletleri'ni kuran mason liderler bu şekilde tüm dünyaya egemen olamayacaklarını bildiklerinden; altına ve gümüşe dayalı sistemi yıkmak istediler. Kafana göre para basamıyorsan tüm halkları egemenlik altına alacak kadar zengin olamazsın...
Bu tablo yıllar içerisinde altına dayalı sistemin nasıl yerle bir edildiğini gösterir. Amerikan federal rezerv bankasının internet sitesinden alınmıştır.
Aklınıza geldi mi bilmiyorum ama dikkat ederseniz ABD'nin süper güç olması karşılıksız dolar basımı ile doğru orantılıdır. Amerikan federal rezervi altına dayalı olmadan sisteme dolar sürmeye başladı ve devamında Suudi Arabistan'daki Suud ailesine petrolü dolar üzerinden satması için baskı yaptı.
Fotoğrafta o dönemin Suudi ileri gelenleri ile Amerika Birleşik Devletleri bakanları görülüyor. Anlaşma çok basit; tüm dünyaya petrol satışında Amerikan doları kullanılacak, karşılığında ise Suudi kralları paraya boğulacak ve himaye edilecek.
Tüm dünyada sanayileşme ile birlikte öylesine bir petrol ihtiyacı doğmuştu ki; Amerika ve işbirlikçisi Suudi hanedanı bu talebi "petro-dolar" sistemi ile harmanlayıp ekonomik olarak astronomik şekilde büyüdüler. Birisi Lusifer adına süper güç olup dünyayı yönetmeye girişti. Diğeri de vizyonsuz salaklardan oluştuğu için altından kapı kolları, musluklar, arabalar, klozetler ve silahlar yaptırdı. Ve dünya "enflasyon" denilen balonun içinde kaybolduuu gittiii...
Artık günümüzde herkes bir şekilde borçlu, herkes borç-faiz sisteminde çamura batmış durumda. Doğan her çocuk borç ile doğuyor. Dünyamız kendisini Lucifer'e adamış olan bir avuç elitin elinde oyuncak haline geldi ve işler gitgide kötüleşiyor.
Küresel çapta en güçlü markaların (Google, Microsoft, Apple, NVIDIA, Alphabet, Amazon, vesaire...) tüm fon ve varlıklarını BlackRock, State Street ve Vanguard yatırım şirketleri idare ediyor. Gerçek mal ve hizmete dayalı paranın onlarca katı enflasyonist para sistemde cirit atıyor. Siyonizm dört nala tek dünya devletine koşuyor. Ve biz sadece seyredebiliyoruz. Çünkü ne bir amacımız var ne de bir hayat gayemiz. Maalesef içinde bulunduğumuz vaziyet budur işte...
Yazımı şimdilik burada noktalamak istiyorum. Beklemede kalın, devamı gelecek. Nefes aldığım sürece bu şeytani sistemi ve İblis'in kölelerini ifşa etmeyi sürdüreceğim.
Bitirmeden önce bazı hatırlatmalar yapmak istiyorum. Zira insanoğlu çok unutkan...
- Yüce Allah'ın son elçisi olan peygamberimiz vefat ettikten sonra onun en yakın arkadaşlarından olan ve de cesaretiyle bilinen Hz.Ömer, amcasının oğlu ve kardeşi gibi sevdiği Hz.Ali ve de yine omuz omuza çarpıştığı dostu Hz.Osman katledildi. Emevi zenginleri peygamberin vefatına kadar beklediler ve sonrasında o eski sömürü sistemini tekrar getirmek için harekete geçtiler.
Çünkü ilk peygamber olan Adem aleyhiselamdan, son peygamber olan Muhammed aleyhiselama kadar olan binlerce elçi; köle sahibi aşağılıklara, faizle borç veren haramzadelere ve kadınların namusunu satarak para kazanan şerefsizlere karşı durmuşlar ve iğrenç ötesi sistemlerine savaş açmışlardır.
İslam barış dinidir arkadaşlar. Dinimiz adını "S-L-M" kökünden alır. İçinizde Arapça dilinin kelime türetme ve gramer bilgisinden haberdar olanlar varsa sessiz harfler üzerinden gidildiğini zaten biliyordur. S-L-M kökünden türeyen "İslam" aynı zamanda "Selamet, Selam" gibi barış anlamına gelen kelimeler ile aynı anlama sahiptir.
Kudüs'ün gerçek ismi "Jeru-selam" yani "barış şehridir. İslam dini her alanda barışı öğütler. Komşunuzla, ananızla, babanızla, eşinizle, dostunuzla ve son olarak da tüm dünya insanları ile barış içerisinde yaşamanız gerektiğini söyler. Yalnızca savaşın kaçınılmaz olduğu "nefsi müdafaa" halinde insan öldürmeye izin verir. Kesinlikle kölelik ve kölecilik İslam'a zıttır. İnsanoğlu ancak Alemlerin Rabbi olan yüce Allah'a kul ve köledir. İnsan insana sahip olamaz çünkü sahibimiz bizleri yoktan var edendir.
Faiz sistemine girenler; kredi çekerek, kredi kartı kullanarak ve faiz ile borçlanarak şeytani sisteme maşa oluyorlar. Enflasyon ile tüm kazanımları ve birikimleri yok oluyor. Yakın zamanda nakit para sistemini bitirip tamamen dijitaldeki sayılardan oluşacak bir sisteme geçecekler. Bekleyin, göreceksiniz.
Jeffrey Epstein buzdağının görünen kısmıydı. Onun sapkın inancını paylaşan, çocukları ve kadınları çeşitli iğrençliklerle katleden ve inandıkları yaratığa kurban eden on binler var. Küresel banker aileler; müzik, sanat, medya, sağlık, gıda, enerji ve yapı sektörlerini domine ederek İblis'in onlardan istediği dünyayı kurguluyorlar.
Distopik bir gelecek maalesef ki bizleri bekliyor. Siyaset, futbol, ırkçılık, moda ve Sekülerizm ile insanların aklını saçmalıklara boğuyorlar. Arka planda çalışan ve dünyayı çamura saplayan çarkları göremiyorsunuz.
Bu dünya hayatına canımız pahasına bağlandığımız ve riyakarca davrandığımız için de bizlere yardım edilmiyor. Pisliğin içinde debelenip duruyoruz. Lütfen uyanın ve çevrenizdekileri de uyandırın.
Bir düşünün; ölümün olduğu bir dünyada ahiretten ve Rabbimizin rızasından daha önemli ne olabilir ki?
"Biliniz ki şu yaşamakta olduğunuz dünya hayatı; bir oyun, eğlence, bir süs ve kendi aranızda övünme ve de mal mülk ya da evlat çoğaltma yarışından ibarettir. Bu tıpkı bir yağmura benzer ki; bitirdiği ot hasat edenlerin hoşuna gider. Ve sonra kurur, sapsarı olur da çer çöpe dönüşür. Ahirette ise ya çetin bir azap ya da Allah'tan mağfiret ve bağışlanma vardır. Anlarsanız, dünya hayatı aldatıcı ve geçici bir zevkten ibarettir." [HADİD SURESİ - 20. AYET]





















































