10 Mayıs 2026 Pazar

 KÜRESEL ELİTİN AYAK İZLERİ - X


Selam ahali. Umarım herkes iyidir. Küresel elitin finans ve bankacılık ayağına odaklandığımız bir yazı ile daha karşınızdayım. Biliyorsunuz ki İslam dini faizi yasaklamıştır. Adem peygamberden Muhammed peygambere kadar olan tüm elçiler faize ve tefeci haramzadelere savaş açmışlardır. Mesela İsa peygamber tapınağın bahçesinde faizle para satan Yahudi tefecilerin tezgahlarını devirmiş ve onları kovmuştur.

Para ile dini bir araya getirerek kazanç elde eden Mekkeli müşrikler Kabe'yi putlarla doldurmuş; bunun üzerine Muhammed peygamber müşriklere savaş açmıştır. Faiz dediğimiz şey paradan para kazanmaktır ve bu işin içinde herhangi bir emek, çalışma ya da üretim yoktur. Sadece para satıp daha fazla para elde ederek ve bu parayı da tekrardan satıp insanları borçlandırarak tüm dünyayı ahlaksızca ele geçirebilirsiniz. 

Hatta bu işi öyle bir noktaya kadar devam ettirirsiniz ki günümüzde olduğu gibi tüm insanlık sizin için çalışır ve köleniz olurlar. Sorgulayıp öğrenme kabiliyetleri de düşük olduğundan; bu sistemin farkında olmadan yaşarlar ve siz de tüm dünyayı avcunuzun içinde tutarsınız. Çok mu ağır geldi? Gelmesin awk. Öyle çünkü. Etrafınıza bir bakın, kredi kartı kullanmayan ya da faiz ödemeyen bir Allah'ın kulunu bulabilecek misiniz? Bulamazsınız. Sen sakız dahi alsan bu adamlar para kazanır. Götündeki donun parası direkt olarak ya da vergiler ile dolaylı olarak bu adamların kasasına girer. Dünya üzerindeki her devlet bu Lusiferyan şerefsizlere borçludur. Öyle ya da böyle...

"Banc Templarii" yani Tapınakçı bankasının bastığı eski banknotlardan biri.

Peki bu adamlar küresel bankacılık sistemini nasıl yarattı? Nasıl oluyor da para ile ilgili her şey bankalar aracılığıyla yapılıyor? Neden ben bir işe girip çalıştığımda emeğimin karşılığını direkt olarak alamıyorum da araya banka girip bana "banknote" veriyor? Evet gençler, şu anda kullandığımız kağıt paraların ismi "banknote" yani Türkçesi ile banknottur. 5 liradan 200 liraya kadar olan paralar banknot ismiyle basılır.


Eskiden para olarak değerli madenler kullanılırdı. Altın ve gümüş nadir bulunan madenler olduğu için sürekli üretilemezdi. Belirli bir miktarda dolaşımda dönerler ve bu sayede enflasyon olmazdı. Yani deden de çeyrek gümüşe bir ekmek alırdı baban da ve hatta sen de. Enflasyon yok, para belirli standartlara dayalı. Sürekli altın ya da gümüş yok, bu madenler bu yüzden kıymetli. Değer kaybetmiyorlar ve dolayısıyla da enflasyon olmuyor.

Yani insanlar kendi aralarında alışverişte kullanacakları bir meta bir araç olarak bu madenleri kullanıyorlar. 10 tane ekmek almak için elinde bir sepet elma ile gitmek yerine 1 tane ufak gümüş para götürüyorsun. Amaç kolaylık yani. Bu yüzden para icat edildi. Ayrıca para dediğin şey Lidyalılardan on binlerce yıl önce de vardı. Bi akıllı Lidyalılar mı awk? Diğer toplumlar bunu akıl edemedi mi sanki... Sümerlerden önce yerleşik düzen yoktu saçmalığının aynısı. Göbeklitepe ne lan o zaman? Sümerlerden binlerce yıl eski? Nasıl olsa yalancıyı...

Yok arkadaşlar yok, inanın bana bu adamların bugün tüm dünya müfredatında öğrettikleri tarih çarpıtılmış ve kesilip biçilmiş bir tarihtir. İnsanoğlu uyanmasın, bilmesin ve görmesin diye uydurulmuş. Ve öyle de oluyor maalesef. Attığını vuruyor şerefsizler. Şeytani bir akıldan alıyorlar bilgiyi. O yüzden de insanüstü başarılı bir şekilde  ilerliyorlar. Tabi ki Yüce Yaradan'ın planı gibi kusursuz ve eşsiz değil ama kendi çapında güçlü bir plan bu. Haklarını verelim. Lusifer zeki bir varlık ve hatta ne kadar doğrudur bilmiyorum ama cennetteki ismiyle "Azazel" iken diğer bazı meleklere hocalık yapıyormuş. Bu bir anlatı tabi, gerçek midir değil midir bilemem. Doğrusunu ancak Yüce Rabbimiz bilir... Cenab-ı Allah bizlere yardım etsin, bunların tuzağı çok güçlü. Hele ki günümüzde. Çevrenize bakarsanız göreceksiniz...

Neyse konuyu çok dağıtmadan Tapınak Şövalyesi arkadaşlara geri dönelim. Bu tarikat askeri bir düzeni olan ve bizzat Papa tarafından "dokunulmaz" ilan edilen seçkin kimselerden oluşuyordu. Arkalarında Siyonist Yahudi aileler vardı. Finansal açıdan çok büyük bir güce sahiplerdi yani. Haçlı seferlerini organize eden de aynı banker ailelerdi. Hatırlayın, Belçika'da kontluğu olan aile; haçlılar Kudüs'ü alınca Kudüs krallığını kurmuşlardı. Avrupalı halklar da bu zibidileri din için savaşıyor sansın dursun. Para ve Yeni Dünya Düzeni amacıyla çalışan faiz ve borç sisteminden beslenen banker siyonistlerin oyuncağı olmuşlar haberleri yok. Bugün de dünyanın durumu çok farklı değil. İstedikleri yere gidip savaş çıkarıyorlar, katliam yapıyorlar, yakıp yıkıyorlar ve herkes seyrediyor. Tüm dünya halkları bunlara borçlu, tüm devletler bunların kontrolünde. Binlerce yıllık bir plan ve bugün sonuç ortada gençler...


Tapınak Şövalyeleri tarikatı ve tüm Avrupa kıtasını saran bankacılık finans sistemi ile gücüne güç katan Küresel Elit; Osmanlı İmparatorluğu'nu yenip Akdeniz ticaretini tastamam ele geçiremeyince doğal olarak gözünü yeni topraklara dikiyor. Daha öncesinde Amerika kıtası zaten biliniyordu. Arada koskoca Atlas okyanusu vardı  ve Akdeniz ticareti öncelikli hedefteydi. 1400'lü yıllara kadar odakları o yönde değildi yani. Ama mecbur kalınca da bir yolunu bulup gidip oralarda koloniler kurdular. 

Yine her gittikleri yerde yaptıkları gibi önce bölgenin yerli halkına dostça davrandılar. Zaman içerisinde güçlendikçe de soykırım ve sömürüye giriştiler. 

Her zamanki gibi kazanılan para yine İsviçre bankalarında saklandı. Borç olarak devletlere verildi. Avrupa'da mezhepleşmeyi körükleyerek devletlerin savaşması da sağlanınca sürekli borç alıp faiziyle ödeyen bir Avrupa tablosu ortaya çıktı. Bu arada şunu da söylemem gerekiyor ki; Hristiyanlık dinini uyduran Küresel Elit o dönemlerde yeni bir mezhep arayışına girdi. Çünkü Katolik mezhebi faizi lafta reddediyordu. Bu sayede zenginleşen sadece Katolik olmayan Yahudi ailelerdi. Ama artık halkı da bu faiz sisteminin içine sokmak gerekliydi. Sonuçta üretilen mal alıcısı olmadan sadece çöptür. Birisi karşılığında para verecek ki dolaşıma girsin ve değerlensin. Yani ortada bir arz var ise talebi de yaratman gerekiyor. Çark böyle işliyor.

Martin Luther ve Jean Calvin isimli iki Alman bu noktada devreye girdi. Öncelikle Papalığın halkın üzerindeki tahakkümü artırıldı, zulüm ve baskı arşa çıktı, insanlar bezdirildi. Sonra da kurtarıcı olarak bu Tapınakçı kökenli ilahiyatçılar öne sürüldü. Yeni bir ahlak inşa ettiler. Faize ve Kapitalist sömürü düzenine ılımlı yaklaşan bir mezhep ortaya çıktı. Hatta bu konuda yazılmış bir şaheser kitap da var. Detayını öğrenmek, derinine inmek isteyenler Max Weber'in "Protestan Ahlakı ve Kapitalizmin Ruhu" isimli kitabını okuyabilirler.  


Bu kitapta; doğan her insanın bankerlerin kölesi olması için kurulacak "Kapitalizm" isimli sistemin ancak Protestan bir ahlak sistemi ile mümkün olduğu açıkça belirtiliyor. Aslında çok basit arkadaşlar; sen insanları topraktan koparıp büyük şehirlere tıkacaksın. Göt kadar yerde 20 milyon kişi birbirinin tepesine çıkarak yaşayacak. Fabrikaların üreticisi(köle) bu insanlar olacak ve aynı zamanda ürettiklerini de bu insanlara satıp para kazanacaksın. Aklınızda şu alttaki foto canlansın;


Olduğu yerde debelenip duran ve eline aslında hiçbir şey geçmeyen dünya insanlığının durumu budur. Net. Senin doğduğun devletin geçmişinde ne kadar bankacılık faaliyeti varsa o kadar da pastadan pay alırsın. Zamanında bankerlere ne kadar öptürmüşsen o kadar zenginsindir ve milli gelirin de o kadar yüksektir. Avrupa'nın yükselişi; Amerika, Afrika ve Asya kıtasındaki katliamlar neticesinde başladı. Oradaki insanları katlettiler ve yeraltı-yerüstü tüm zenginliklerini Avrupa'ya taşıdılar. 


Altına ya da gümüşe bağlı olarak basılan banknotlar Avrupa ve Amerika'nın farklı yerlerinde defalarca denendi. İnsanların bu sisteme ses çıkarıp çıkarmayacağına baktılar. Sonuçta gördüler ki "yavaşça pişen kurbağa" tencereden sıçramıyordu. İnsanlar devletler aracılığıyla kendilerine dayatılan bankacılık sistemine razı gelmişlerdi. Artık pamuk ve ketenden basılacak paralar tüm dünya halklarını sömürmek için kullanılacaktı. 

Mezhep savaşları ve Fransız İhtilali gibi toplumsal senaryolar ile Sekülerizm tüm dünyaya pompalandı. Sanayi devrimi ile insanlar topraktan ve üretimden koparıldı. Büyük şehirler kurulmaya başlandı. Onların gözünde insanoğlu koyun sürüsünden farksızdı. Bu sürünün etinden, sütünden ve yününden faydalandılar. 

En başta kağıt para (banknote) basımını altına ya da gümüşe endekslediler. Yani bir merkez bankası; deposundaki altın ve gümüşe karşılık gelecek şekilde kağıt para basabiliyordu. Bu sayede kafasına göre sisteme para sokup enflasyona neden olamıyordu. Amerika Birleşik Devletleri'ni kuran mason liderler bu şekilde tüm dünyaya egemen olamayacaklarını bildiklerinden; altına ve gümüşe dayalı sistemi yıkmak istediler. Kafana göre para basamıyorsan tüm halkları egemenlik altına alacak kadar zengin olamazsın...

Bu tablo yıllar içerisinde altına dayalı sistemin nasıl yerle bir edildiğini gösterir. Amerikan federal rezerv bankasının internet sitesinden alınmıştır.

Aklınıza geldi mi bilmiyorum ama dikkat ederseniz ABD'nin süper güç olması karşılıksız dolar basımı ile doğru orantılıdır. Amerikan federal rezervi altına dayalı olmadan sisteme dolar sürmeye başladı ve devamında Suudi Arabistan'daki Suud ailesine petrolü dolar üzerinden satması için baskı yaptı.

Fotoğrafta o dönemin Suudi ileri gelenleri ile Amerika Birleşik Devletleri bakanları görülüyor. Anlaşma çok basit; tüm dünyaya petrol satışında Amerikan doları kullanılacak, karşılığında ise Suudi kralları paraya boğulacak ve himaye edilecek.

Tüm dünyada sanayileşme ile birlikte öylesine bir petrol ihtiyacı doğmuştu ki; Amerika ve işbirlikçisi Suudi hanedanı bu talebi "petro-dolar" sistemi ile harmanlayıp ekonomik olarak astronomik şekilde büyüdüler. Birisi Lusifer adına süper güç olup dünyayı yönetmeye girişti. Diğeri de vizyonsuz salaklardan oluştuğu için altından kapı kolları, musluklar, arabalar, klozetler ve silahlar yaptırdı. Ve dünya "enflasyon" denilen balonun içinde kaybolduuu gittiii...

Artık günümüzde herkes bir şekilde borçlu, herkes borç-faiz sisteminde çamura batmış durumda. Doğan her çocuk borç ile doğuyor. Dünyamız kendisini Lucifer'e adamış olan bir avuç elitin elinde oyuncak haline geldi ve işler gitgide kötüleşiyor.

Küresel çapta en güçlü markaların (Google, Microsoft, Apple, NVIDIA, Alphabet, Amazon, vesaire...) tüm fon ve varlıklarını BlackRock, State Street ve Vanguard yatırım şirketleri idare ediyor. Gerçek mal ve hizmete dayalı paranın onlarca katı enflasyonist para sistemde cirit atıyor. Siyonizm dört nala tek dünya devletine koşuyor. Ve biz sadece seyredebiliyoruz. Çünkü ne bir amacımız var ne de bir hayat gayemiz. Maalesef içinde bulunduğumuz vaziyet budur işte...


Yazımı şimdilik burada noktalamak istiyorum. Beklemede kalın, devamı gelecek. Nefes aldığım sürece bu şeytani sistemi ve İblis'in kölelerini ifşa etmeyi sürdüreceğim.

Bitirmeden önce bazı hatırlatmalar yapmak istiyorum. Zira insanoğlu çok unutkan...

- Yüce Allah'ın son elçisi olan peygamberimiz vefat ettikten sonra onun en yakın arkadaşlarından olan ve de cesaretiyle bilinen Hz.Ömer, amcasının oğlu ve kardeşi gibi sevdiği Hz.Ali ve de yine omuz omuza çarpıştığı dostu Hz.Osman katledildi. Emevi zenginleri peygamberin vefatına kadar beklediler ve sonrasında o eski sömürü sistemini tekrar getirmek için harekete geçtiler. 

Çünkü ilk peygamber olan Adem aleyhiselamdan, son peygamber olan Muhammed aleyhiselama kadar olan binlerce elçi; köle sahibi aşağılıklara, faizle borç veren haramzadelere ve kadınların namusunu satarak para kazanan şerefsizlere karşı durmuşlar ve iğrenç ötesi sistemlerine savaş açmışlardır.

 İslam barış dinidir arkadaşlar. Dinimiz  adını  "S-L-M" kökünden alır. İçinizde Arapça dilinin kelime türetme ve gramer bilgisinden haberdar olanlar varsa sessiz harfler üzerinden gidildiğini zaten biliyordur. S-L-M kökünden türeyen "İslam" aynı zamanda "Selamet, Selam" gibi barış anlamına gelen kelimeler ile aynı anlama sahiptir. 

Kudüs'ün gerçek ismi "Jeru-selam" yani "barış şehridir. İslam dini her alanda barışı öğütler. Komşunuzla, ananızla, babanızla, eşinizle, dostunuzla ve son olarak da tüm dünya insanları ile barış içerisinde yaşamanız gerektiğini söyler. Yalnızca savaşın kaçınılmaz olduğu "nefsi müdafaa" halinde insan öldürmeye izin verir. Kesinlikle kölelik ve kölecilik İslam'a zıttır. İnsanoğlu ancak Alemlerin Rabbi olan yüce Allah'a kul ve köledir. İnsan insana sahip olamaz çünkü sahibimiz bizleri yoktan var edendir.

Faiz sistemine girenler; kredi çekerek, kredi kartı kullanarak ve faiz ile borçlanarak şeytani sisteme maşa oluyorlar. Enflasyon ile tüm kazanımları ve birikimleri yok oluyor. Yakın zamanda nakit para sistemini bitirip tamamen dijitaldeki sayılardan oluşacak bir sisteme geçecekler. Bekleyin, göreceksiniz.


Jeffrey Epstein buzdağının görünen kısmıydı. Onun sapkın inancını paylaşan, çocukları ve kadınları çeşitli iğrençliklerle katleden ve inandıkları yaratığa kurban eden on binler var. Küresel banker aileler; müzik, sanat, medya, sağlık, gıda, enerji ve yapı sektörlerini domine ederek İblis'in onlardan istediği dünyayı kurguluyorlar. 

Distopik bir gelecek maalesef ki bizleri bekliyor. Siyaset, futbol, ırkçılık, moda ve Sekülerizm  ile insanların aklını saçmalıklara boğuyorlar. Arka planda çalışan ve dünyayı çamura saplayan çarkları göremiyorsunuz. 

Bu dünya hayatına canımız pahasına bağlandığımız ve riyakarca davrandığımız için de bizlere yardım edilmiyor. Pisliğin içinde debelenip duruyoruz. Lütfen uyanın ve çevrenizdekileri de uyandırın. 

Bir düşünün; ölümün olduğu bir dünyada ahiretten ve Rabbimizin rızasından daha önemli ne olabilir ki? 

"Biliniz ki şu yaşamakta olduğunuz dünya hayatı; bir oyun, eğlence, bir süs ve kendi aranızda övünme ve de mal mülk ya da evlat çoğaltma yarışından ibarettir. Bu tıpkı bir yağmura benzer ki; bitirdiği ot hasat edenlerin hoşuna gider. Ve sonra kurur, sapsarı olur da çer çöpe dönüşür. Ahirette ise ya çetin bir azap ya da Allah'tan mağfiret ve bağışlanma vardır. Anlarsanız, dünya hayatı aldatıcı ve geçici bir zevkten ibarettir." [HADİD SURESİ - 20. AYET]



14 Mart 2026 Cumartesi

 KÜRESEL ELİTİN AYAK İZLERİ - IX

"Yeryüzünü fesada boğan, faiz ve riba sistemine girenler ve o sistemi ayakta tutanlar; Yüce Allah'a ve elçisine savaş açmışlardır. Şayet vazgeçip de tövbe ederseniz ve uzak durursanız bu sizin için en hayırlısıdır."  
[Bakara Suresi - 279.Ayet]

Merhaba arkadaşlar. Ortadoğu terimini kullanmayı sevmiyorum. Coğrafyamıza bu adı verenler zamanında İngilizlerdi. Tüm dünyaya kene gibi yapıştıkları ve kanını emdikleri dönemlerde (hala devam ediyorlar) her bölgeye kafalarına göre isimler verdiler. 

Osmanlı İmparatorluğu yıkılınca çil yavrusu gibi dağılan Müslüman halklara zulüm ve işkence ile kendi yönetim biçimlerini ve insanları parçalamaya yönelik siyasi saçmalıklarını dayattılar. İster sev ister sevme o ayrı konu; inanç birliği temelli bir devlet her zaman için ulus devletten daha bağlayıcı ve kapsayıcıdır. Sen Kürt ol, öteki Arap olsun beriki Türk olsun ve şuna da Fars diyelim. Hadi şimdi birbirinizi öldürün. Ben de size silah satayım. Yeraltı ve üstü tüm zenginliklerinizi sömüreyim. Şirketlerim ile sana ürünlerimi satayım. Sana Amerikan yaşam tarzını aşılayıp, sağlıksız ve saçma bir topluma dönüştüreyim... Olan bitenin özeti ez cümle budur. Etrafına bakarsan bunu başardıklarını da görürsün. Önce şehir devletlerine ihtiyaçları vardı, kurdular. Sonra İmparatorluk ile dünyaya yayılmaya çalıştılar. Onun da dönemi bitince insanları parçalamak içi dil ve kültürü kullandılar. Şimdi de ulus devletleri un ufak etmek ve tek noktadan yönetilecek küçük devletçikler kurmak istiyorlar. BOP denilen proje de özünde bu amaçla tasarlandı. "Demokrasi" ve "özgürlük" yalanı da kılıfı tabi...


 Ben kültürleri ve lisanları asla reddetmiyorum aksine hepsinin "İSLAM" çatısı altında birleşmesini istiyorum. Kürdün, Türkün, Lazın, Çerkesin, Arabın, Farsın ve daha nice milletin ortak paydalar ve dünya görüşü üzerinde fikir birliği sağladığını bir düşünün beyler. Hepimiz zulme karşı ayağa kalksak ve komşumuzdan başlayarak önce mahallemizi sonra ülkemizi ve sırasıyla tüm İslam coğrafyasını sahiplenip kollasak kimse bize bir şey yapamaz. 

Mezhepçilik, hizipçilik, tarikatçılık, milliyetçilik ve daha nice bela Müslümanları ancak ayrılığa götürür. Kitabımız birdir, Adem peygamberden Muhammed peygambere kadar hepsine iman ederiz, hepsi kutlu elçilerdir. Rabbimiz ve Yaradanımız birdir, ona asla ortak koşmayız. Biz biriz. Görebilsek keşke...

Milliyetçilik başta olmak üzere tüm ayrıştırıcı politik meseleler Yahudi oyunudur. Bakın isterseniz; tüm dünya insanları dini, dili, örfü fark etmeksizin bir dönem bu oyuna kapılmıştır. Ben vatanımı seviyorum. Ülkemi ve değerlerimi de seviyorum. Ama ırkçılık yaparak, "ben senden üstünüm" diyerek ancak şeytanın ekmeğine yağ sürmüş olursunuz. Üstünlük ancak iyilik ve güzellikte ve de üstün ahlaktadır arkadaşlar. Kimse saç rengini, göz rengini, doğduğu coğrafyayı seçemez. Ama ahlaklı bir insan olmak seçilebilir ve zordur da. Irk ve millet üzerinden yapılan tüm sınıflandırmalar ve üstünlük kurma çabaları İblis'in insanoğluna kurduğu büyük tuzaklardandır. Irkçılık ve biraz yumuşağı olan Milliyetçilik Lusifer'in vahyettiği dindir. İnsanlara sunduğu yoldur. 

Tarihteki ilk ırkçılığı kim yapmıştır arkadaşlar? Aklınıza kim geliyor? Bir düşünün bakalım...

"Ben ondan daha üstünüm, beni dumansız ateşten onu ise su ve topraktan yarattın!"
[SAD Suresi - 76. Ayet]

Evet, ırkçılık İblis'in yoludur dediğimde mecaz kullanmadım. Zaman var olduğu andan bu yana, ilk ırkçılık ve bununla üstünlük kurma teşebbüsü İblis'e aittir. İnsanoğlunun yaratılıp da yeryüzüne halife tayin edilmesini kendisine yedirememiş ve her şeyi bilen Rabbimize baş kaldırmıştır. Haddini aşmış ve kibre boğulmuştur.

Zamanla, Siyonist Yahudiler ve kan bağı olan aileler aracılığıyla insanların bölünüp parçalanması üzerine planlar kurgulanmıştır. Gelen tüm peygamberler bütün insanları ve hatta Cin soyunu bir tek ortak noktada buluşmaya çağırmıştır. Hadi gelin, bir olan yüce Allah'a inanalım ve O'na hiçbir şeyi ortak koşmayalım. İyilikte ve güzellikte yarışalım. Bölüşelim, bölünmeyelim. 

Adem, Nuh, İdris, Lut, Yakup, İbrahim, Davud, İsmail, İshak, Yusuf, Bünyamin, Muhammed, İsa. Hepsi Yüce Rabbimizin şerefli elçileridir ve şüphesiz ki insanlara ahlaklı olarak bir arada yaşamanın yollarını; temiz toplum kurmanın önemini ve bu yola götürecek emir ve yasakları bildirmişlerdir. Hem bu dünyada hem de diriltildiğimiz zaman ana yurdumuzda hepsine selam olsun. İnsanlık için seçildiler ve görevlendirildiler. 

Burada kısa bir bilgi vermem gerekli, mecburen bölüyorum. Zira çok çoookk fazla e-posta alıyorum. Şu ne demek? Bu ne demek? Düşmüş melekler nedir? Lilith ve Lucifer kimdir? vs şeklinde. Önceki yazılarımı I-II-III-IV-V-VI-VII-VIII-IX şeklinde sırasıyla okursanız konunun daha derin kısımlarını ve oynanan oyunun büyüklüğünü anlayabilirsiniz. Ana sayfanın sağındaki takvimi takip ederek; 2025 Ekim ayından bugüne doğru okuyarak gelin. Sorularınıza yanıt bulacaksınız. Neyse çok dağılmadan devam edelim...

Dünyayı ve insanları parçalamak için uydurdukları siyaset ve akımlar bugüne kadar yüz milyonlarca insanın ölümüne neden oldu. Kardeş kardeşe, komşu komşuya düşman kesildi. Peki bunca kan, vahşet, zulüm ve savaşın ardından kazanan kim oldu dersiniz? Sadece küresel Yahudi sermayesi güçlendi. Şirketler aracılığıyla her yere egemen oldular. Bankalar ve federal rezerv onlara ait. Petrol, buğday, su ve daha birçok temel tüketim metası onların elinde. Uluslararası ticaret ve borsa da onlarda. Yapay tohumlar, genetiği değiştirilmiş hayvanlar ve kimyasallar ile kirletilmiş su kaynakları. Hepsi Siyonizmin ve yerli açgözlü namertlerin eseri...

Bunu yapan Müslümanların kurduğu şirketler değildi. Ahlaklı bir Hristiyan ya da vicdanlı bir Yahudi veya başka bir dine mensup insanın böyle şeyler yapabileceğine inanmıyorum. Bizler her yaban arazisine kurt, kuş, börtü böcek su içsin diye çeşmeler yapan bir kültürden geliyoruz. Komşusu açken tok yatan bizden değildir diyen bir inanışa sahibiz. Ne oldu bize arkadaşlar? Ne oldu da o güzel insanlar yok oldu gitti? Para, mal, mülk edinme yarışı (kapitalizm) neden bizi insanlıktan çıkardı? Neden paraya tapar olduk? Küresel elit bize bu kadar işledi mi gerçekten? İblis'in tohumları yeryüzüne egemen olacak ve bizde buna göz mü yumacağız?

Müslüman, Hristiyan, Hindu, Yahudi, Ateist, Deist ya da her ne ise... İnancınız ne olursa olsun, hangi ülkede yaşarsanız yaşayın fark etmez. Birleşin. İyilikte, güzellikte, ahlakta birleşelim. Bir araya gelelim ve bu küresel  çeteye karşı duralım. Biz çok kalabalığız arkadaşlar. Bu adamların sayısı birkaç milyonu geçmez. Çok güçlüyüz ama bu gücün farkında değiliz. Uyanış zamanı geldi artık. Irak parçalandı, milyonlarca insan katledildi. Nükleer silah var dediler ve saldırdılar. Sonra hiçbir şey yokmuş, biz yanılmışız dediler. Suriye parçalandı. Afrika yüzyıllardır iç savaşlar ile boğuşuyor. Şimdi de tuttular İran'a saldırdılar. Kimseden ses yok. Gazze'de insanlar katlediliyor, ortalık ölüm sessizliğine bürünmüş. Amerika ve İsrail her ne yaparsa baş üstüne diyor dünya. Çok manidar aslında. Görene, anlayana.

Peki biz neden bir şeyler yapmıyoruz? Neden susuyoruz? Zulme karşı gelmemek zulme ortaklık etmek değil midir? Sözde Amerika'dan başka süper güçler de var değil mi... Yani istese ona dur diyecek, ona karşı duracak? Hayır. Sadece öyle düşünmenizi istiyorlar.

Ben bir ara yanılarak Rusya'nın bu adamlara karşı olduğunu düşünmüştüm. Derinine inince ve kanıtları yakalayınca bu düşünceden vazgeçtim. Rusya kimi desteklediyse o ülke yerle yeksan oldu. Bence o da piyonlardan birisi. Sonuçta düşmanı olmayan bir süper kahraman deliden başka bir şey olmaz. Her güce karşı bir anti güç yaratmaları gerekli ki kendileri meşru sayılsın. Batman, Joker olmadan hiçbir şeydir. Red Kit, daltonlar olmadan sadece bir sığır çobanıdır.

Bakın üstteki bu arma Rusya Federasyonu'nun hali hazırda kullandığı devlet nişanı. Girin internete bakın. 

Bu kitap "Küresel Elitin" en güçlülerinden olan Rothschild ailesi hakkında yazılmış bir biyografi. İlk basımı 1885. Antika ve değerli eşya satışı ile başlamışlar. Bundan 400 yıl önce. Kapaktaki görsel de bu ailenin yüzlerce yıldır kullandığı simgenin ta kendisi. Sizce de bir bağlantı, benzerlik yok mu? Kafayı kullanın, yorum sizin...

Rusya da bunların elinde, Ukrayna da bunların elinde. Hatta Çin ve Kuzey Kore'de bu adamların sermayesi ve desteğiyle kuruldu. Ne oldu? Ağır mı geldi? Gelmesin, gerçeği görün.

Komünist Çin'in kurucu babası "Mao Zedong" ve ünlü Amerikalı Yahudi iş adamı, Siyonist "Henry Kissinger" ekonomik işbirliği toplantısında. Hayret. Halbuki birbirilerini parçalayacaklarını ve yok edeceklerini söylüyorlardı.

David Rockefeller ve Mao Zedong'un en yakın arkadaşı ve başbakanı Zhou Enlai.

Sizi salak yerine koyup kendileri ekonomik ve askeri işbirliği yapıyorlar. Çin Halk Cumhuriyeti; Amerika Birleşik Devletlerinin ve Yahudi sermayesinin elinde büyümüştür. Dönemin gazetelerini inceledim. Defalarca bir araya gelmişler, antlaşmalar yapmışlar. Amerikalı şirketler büyük hibeler vermiş. Ühüüü bir görseniz milyarlarca dolar... Neden acaba? Niye sözde seni yok etmek istediğini söyleyen bir düşmanı büyütüp beslersin ki? Kendi avucunda olan, kontrolü sana ait bir sözde düşman yaratmak ve bazı işlerini de onun eliyle yürütmek için olabilir mi dersiniz?...

Ve sizce Sovyetler Birliği'nin kurucu kadrosundaki; Lenin, Stalin ve hatta Troçki gibi diktatörlerin Yahudi kökenli olması tesadüf müdür? Bu adamlar yüzünden milyonlarca insan öldürüldü. Sosyalizm denen saçmalık ile de dinlere savaş açtılar. Hristiyanların ve Müslümanların yaşadığı bir coğrafyada; dinlere savaş açıp mutlak Ateizmi ve Seküler yaşamı  dayatırsan sence kimlere hizmet etmiş olursun? Bir düşünelim...

A- Siyonist Yahudilere,
B- Yahudilerin içindeki Siyonist kliğe,
C- İblis'in soyu olduğunu iddia eden Siyonist ailelere,
D- İsrail'e.
E-Hepsi aynı kapıya çıkıyor at kafası...

Ben cevabı buldum, umarım sizin de bir fikriniz vardır. Bizim tepemizde dikilen ve bizim adımıza hayatlarımızı yöneten insanlar sadece insandır arkadaşlar. Yiyip içen, hastalanan, yanılan, uyuyan insanlar. Ben şahsen Yüce Allah'tan başka hiçbir kimsenin, partinin, devletin ya da kurumun otoritesini kabul etmiyorum. Ben insanım ve bana hükmedecek tek varlık her şeyin sahibi ve yaratıcısı olandır. Gerizi zırvadır. Zır-vaaaa. 


Mezhepçiliği, ırkçılığı ve milliyetçilik saçmalıklarını bırakın. Devletinize, hükümetinize, liderlere, siyasete, futbola, paraya ya da her neyse ona tapınmayı da bırakın. Bunlar gelip geçer. Değerli olan bilgidir, gerçektir. Her arayan sonuca ulaşamaz evet kapasite meselesi ama sonuca ulaşanların hepsi arayanlardır. Aramayan adam vasattır ve vasat bir yaşam sürer, sonra da hiç yaşamamış gibi ölür gider. Her şeye şüpheyle; mantıkla ve neden sonuç ilişkisi ile yaklaş. Tablo çok büyük, detaylar birleşince ucu bucağı görünmüyor. Beynini sana sunulan saçmalıklardan arındırıp gerçeği görebilirsen, uyanmak çok başka bir boyut. Şehirden gökyüzüne bakmak ile karanlık bir ormandan aynı gökyüzünü izlemek kadar bariz fark var arada. İnan bana.


"Ortadoğu" bölgesinden başlayarak tüm dünyada küçük devletçikler kurmak ve bunları tek bir merkezden yönetmek istiyorlar. Eski Yunan şehir devleti modeli gibi düşünebilirsiniz. Küçük topluluklar sorun çıkarırsa ezmek kolay olur. Hatta sen bu şehir devletlerini de su, gıda, enerji gibi temel ihtiyaçlar üzerinden birbirine düşman edersin. Keyfine bakarsın. Uğraşsınlar dursunlar...


Komşunuza sahip çıkın. Coğrafyanıza destek olun. "Şiilik" ya da "Sünnilik" yapacak zaman değil. Kürtlük, Türklük, Almanlık, İngilizlik yapacak zaman da değil. Tüm dünya insanları ve Müslüman halklar birleşmelidir ve de bu manyak katillere karşı bir şeyler yapılmalıdır. İran düşerse sıra kime gelecek dersiniz? Mesele İran ya da Hindistan veya Hollanda meselesi değil. Büyük Ortadoğu projesinin bir sonraki ayağı nedir sence sayın vatandaş?

ACABA?

İlk fırsatta "Küresel Elit" ifşasına devam edeceğiz...

14 Şubat 2026 Cumartesi

 KÜRESEL ELİTİN AYAK İZLERİ - VIII

- Mathilde Camille de Rothschild -


    Saygılar, selamlar, hürmetler arkadaşlar. Bir süredir Jeffrey Epstein denilen şerefsiz sapığın ve küresel elitin çevirdiği Lusiferyan ayinleri; kanlı ritüelleri ve pagan sapkınlıkları sosyal medyada görüyoruz. Artık "komplo bunlar" diyenin gtüne elektrik direği soksak az gelir. Bu geri zekâlı tayfa maalesef uyanabilecek kapasiteye sahip insanlar değiller. O yüzden onları siktir edelim ve muhabbetimize geçelim. Gördük komployu.

Bir kere uyanmak istiyorsanız TV izlemeyin dostlar, hiçbir anlamı yok çünkü. Saçma sapan ahlaksız diziler ve senin zamanını boşa harcamana neden olan türlü şaklabanlıklar... Aslında medya böyle kurgulanmamıştı. Yazının icadına kadar dayanan gazetecilik mesleği ve medya gücü; insanları haberdar etmek ve bilgeleştirmek gibi bir amaçla ortaya çıkmış. Kadim zamanlarda bu şekilde kullanılmış. Sapmalar her dönem görülmüş. Otorite ve maddi erk sürekli medyayı avucuna almaya çabalamış.

Çünkü medya ordulardan, toplardan, atom bombalarından daha güçlü bir silahtır. Eline geçirip hükmetmeyi becerebilirsen her şeyi kontrol edebilirsin. Şu an tüm insanlığın medya ile büyülenmiş olması buna en büyük delildir. Yazılı, basılı ya da görsel herhangi bir medya aygıtına erişimin varsa; manipüle ediliyorsun. Net.

Ancak buna karşın, 18. yüzyılda medya etiği ve yasaları belirlenirken "halkı bilinçlendirmek, gerçek bilgiyi ulaştırmak ve doğru olana yönlendirmek" gibi bir ilke vardı. Türkiye'nin hatırı sayılır üniversitelerinden birinde bu bölümü okudum, biliyorum. Gazetecilerin ve medyanın teoride böyle bir sorumlulukları var iken pratikte maalesef ki çok farklı yönlere kayıyorlar ve hatta küresel gücün elinde halkı uyutmak ve sürüler halinde sevk etmek gibi şeytani işlere bulaşıyorlar. Para, tanrı olmuş maalesef. Tapınanı da çok.

Yok sağcısın. Olmadı milliyetçisin.  Solcusun, marksistsin, islamcısın falan filan... Bunların hepsi insanlar birbiri ile uğraşsın, hayatları karmaşa ile dolsun ve küresel elitin farkına varmasın diye ortaya atılmış fikirlerdir arkadaşlar. Sen kendine bir kimlik edinip saçma sapan bir hayat süresin diye ortaya atıldılar. Milliyetiçilik, komünizm, sosyalizm veya her ne haltsa... Bunlar seni oyalamak için ağzına verilmiş emzik. Seni güdülecek hayvan olarak gören bir yapının ortaya attığı saçmalıklar. Tüm insan ürünü fikir ve ideolojilere bakın, arkasından Yahudi sermayesi çıkacaktır. Sözüm, senet. Ben de buradayım.

Bebeklerin parçalandığı, etlerinin yendiği ve BAAL'e kanlarının sunulduğuna dair belgelerden birisi. Ayrıca sapkın cinsel ritüel notu da var. Ulan neler var aklın şaşar. Araştırmayı bırakmak zorunda kaldım. Midem kaldırmadı. Öyle böyle değil.

Mal gibi yaşadığın sürece hiçbir gerçeği göremezsin.
Epstein'in yazışmaları ve dosyalardaki bilgiler patlamadan önce; hepiniz Covid-19'un doğal bir pandemi olduğuna; dünyayı yerel hükümetlerin yönettiğine, İblis'in hayali bir varlık olduğuna, şirinlere, pokemonlara, teletabilere ve kuraklığın küresel ısınmaya bağlı olduğuna inanıyordunuz. 

Tüm dünya ekonomisini elinde tutan, paravan şirketler aracılığıyla insana dair her şeyi domine eden küresel elitten haberiniz yoktu. Hatta bu elitin kendi soyunu düşmüş meleklere dayandırdığını; bizleri köle olarak gördüğünü ve son hamle olarak da dijital para sistemi ile İblis'in dünya üzerindeki imparatorluğunu kuracağı bilgisinden de uzaktınız. 



1997 yılında İngiliz kraliyet ailesi mensubu olan Prenses Diana'nın "Onlar kirli ritüeller yapıyor, vahşi şeyler. Onlar insan değiller. Tapındıkları şey Tanrı değil. Ben buna katlanamıyorum." dedikten sonra faili meçhul şekilde sözde bir trafik kazasında öldüğünü de biliyor değildiniz. Otopsi yapılmasına izin verilmedi, olayın araştırılması teklifi de reddedilmişti. Üstü kapatıldı. Meçhule karıştı, unutuldu, gitti...



Başkan Kennedy, gazeteciler cemiyetinde yaptığı bir konuşmada, gizli küresel bir örgütün zaman içerisinde tüm dünyayı; büyük bir ekonomik güç ile çepeçevre nasıl sardığından bahsediyor. İsim zikretmiyor. Gizlilik ve "gizli topluluklar" diye bahsediyor. 

Amerika Birleşik Devletleri'nin belki de tek gerçek başkanı olan John F. Kennedy'nin küresel elit hakkında yaptığı konuşmadan hemen sonra her ne hikmetse suikaste kurban gitmesi... Tesadüf ???

9/11 İkiz kule olaylarından yıllar önce "The Simpsons" isimli çizgi filmde bunun konu edilmiş olması...

Çocuklara yönelik çizgi filmlerde sürekli masonik öğelerin sunulması...

Önceki yazılarımda detaylı şekilde raporlarını paylaştığım "Chemtrails" uçaklarının havaya BAryum ve ALüminyum püskürterek iklimi manipüle etmesi... (BAAL)

Epstein sapığının "BAAL" putu adına banka hesabı açıp zenginlerden yardım toplaması ve bu parayla sapıklıklarını finanse etmesi. BAAL antik Fenike'de Lusifer'in simgesidir. İblis'in ta kendisidir.

"Yaratanların en yücesi olan Rabbinizi bırakıp da Baal'e mi tapınıyorsunuz?"
[Saffat Suresi - 125. Ayet]

Milyarlarca dolara sahip ünlülerin "Epstein" belgelerinde konusu geçen "kırmızı el" ya da "kızıl surat" tarikatının simgelerini kullanması...


2026 Milano uluslararası olimpiyat açılışında "Baphomet" simgesi...
Youtube'dan açılış seremonisini izleyin. Resmen Satanizme adanmış. 

Ulan şeytanın kölesi şerefsiz, ölmedin biliyorum. Umarım çok kalabalık bir yerde tanınırsın da "keşke ölseydim" dedirtirler... Yüce Allah büyüktür.


Ve güçlü pedofil yamyamların Epstein ile olan dostlukları ve köklü bağları...

Batı "medeniyeti" denilen zehirli sarmaşık; Yahudilerin satanistik inançları ve Afrikalıların kanları üzerine kurulmuştur. Yüzyıllarca Afrika'yı talan ettiler, insanları köle olarak çalıştırdılar. Yahudilerin faiz-borç sistemini beslediler ve karşılığında hayat standartları arttı. Biz Türkler yüzyıllarca büyük coğrafyalara hükmettik ve insana olan saygımızdan ötürü ne dillerine ne de inançlarına dokunmadık. İnancımız ve töremiz bizlere "bir insanı öldürmek, tüm insanlığı katletmektir" felsefesini aşıladı. En güçlü olduğumuz zamanlarda dahi insanlara zulüm etmedik. Seri katil bile çıkmadı bizden, tezlere konu oldu. İnancımız genetiğimize işlediği için; bizim gözümüzde sebepsiz (nefsi müdafaa) yere insan öldürmek manasız bir vahşilikten başka bir şey değil. 

-Üst derece bir mason ve Lusiferyan olan; Siyonist George Washington-

Amerikalı ve Avrupalı arkadaşlar! Bu sözüme kulak verin! Sizin düşmanınız Müslümanlar ya da Rusya devleti değil; tam tepenizde duran Yahudi sermayesi ve onun kurduğu İsrail'dir. Amerika Birleşik Devletleri tüm dünyanın ortak düşmanıdır. Şeytanın İmparatorluğudur. Bankacılık sistemi ile tüm dünyayı kemiren güç, Siyonizm ve İsrail'dir. Birleşin ve karşı durun. Yüce Yaradan yardım edecektir. Korkmayın, ahlaklı olanlar ve dünyamızı güzel günlere götürecek olanlar sizlersiniz. Hollandalı, İtalyalı, Fransalı ya da Almanyalı diye ayrım yapmıyorum. İyi insanlar ve kötü insanlar olarak ayrım yapıyorum. Birlikte cennet gibi bir dünya inşa edebiliriz. İyi olanı seçin ve kötüyü reddedin.

-İsrail'deki "Yeni Dünya Düzeni" anıtı-

Yeni Dünya Düzeni saçmalığına, dijital para sistemine ve vatandaşlık puanlamasına karşı çıkın. Tepenizde dolaşan ve havanızı zehirleyen uçaklara karşı çıkın. Tarım ve hayvancılığı bitirerek gıda kozunu eline almaya çalışan Lusiferyan elite karşı durun. Size zorla dayatılan ve George Orwell'in "1984" isimli kitabında yazanların gerçekleştiği distopyayı reddedin. Hükümetleriniz aracılığı ile sizi köleleştirmeye çalışan bu elite hayır deyin. Güçlü olan biziz, onların sayısı çok az. İnanın.

Yeter ki Lusiferyan aileleri ve Yahudi bankerleri görelim. Onların paravan olarak kullandığı büyük şirketleri tanıyalım.  Onların ürünlerini kullanmayalım. Zor olduğunu biliyorum ama neden olmasın. Uyanırsak diye ödleri patlıyor, biliyorum. Ve elbet uyanacağız. Güzel günler bizim elimizde. Ahlak ve namus ile; dökülen alın teri ve emek ile; bilinçlenerek, bunu beraber inşa edelim. Herkes elinden gelenin yarısını yapsa yeter de artar.

"Sizin içinizden; iyiliğe çağıran, güzel şeyleri emreden, iğrenç şeylerden sakındıran bir topluluk oluşsun. İşte gerçek kurtuluşa kavuşanlar onlardır." 

[Al-i İmran suresi - 104.Ayet]

Youtube kanalıma abone olun; yakında Türkçe yayınlar yapmaya başlayacağız.

Tekrar görüşmek üzere dostlar.

7 Şubat 2026 Cumartesi

 KÜRESEL ELİTİN AYAK İZLERİ - VII

"Şeytanın çevirdiği en büyük numara insanları aslında var olmadığına inandırmış olmasıdır."


Solda ünlü satanist Marina Abramovic, sağdaki şahıs ise ölmeden önce Rothschild ailesinin önderliğini yürüten Jacob Rothschild. Önünde poz verdikleri bu tablo Thomas Lawrence'in 1796 yılında yaptığı ünlü "Şeytan Lejyonlarını Çağırıyor" isimli eser. 

Marina Abramovic ve sanatı. Yersen.

Merhabalar arkadaşlar. Küresel elitin tüm dünyayı avucunun içine aldığı ve İblis için bir imparatorluk inşa ettiği bu karanlık dönemde yaşıyor olmak nereden bakarsanız bakın büyük şanssızlık. Şahsen ben böyle düşünüyorum. Yediğimiz tüm gıdalar zehirli, içtiğimiz su zehirli, kıyafetlerimiz ve yaşam tarzımız birileri tarafından yönlendiriliyor. Ahlak, aile ve toplum kavramları çökmüş durumda; artık kimse evlenmek dahi istemiyor. Herkes kedi ya da köpek annesi-babası olmuş. Yani dünyanın ayarları ile oynanmış, bir şeyler eksilmiş. İnsanlık nüfus yaşlanması ve akabinde büyük bir nüfus düşüşü ile de karşı karşıya. Benim de şahsen yaşım gereği evlenmiş ve çoktan çoluk çocuğa karışmış olmam gerekiyor ama o kadar uzak hissediyorum ki. O kadar mantıksız geliyor ki evlilik...

Aslında teorik olarak evliliğe karşı değilim, hatta destekliyorum. Yuva kurmak ve çocuklarının olması çok güzel şey. Toplum için de faydalı bir durum. Genç nesiller toplumun devamlılığı için şart. Ama iş pratiğe gelince; sözü, nişanı, altını, düğünü, takısı, salonu, eşyası... İstekler bitmiyor. O kadar sıkıntılı bir süreç ki. İnsanlar gereksiz yere büyük streslere giriyorlar. Halbuki eşin dostun çağırılacağı bir nikahtan ve belki 1 saatlik fotoğraf çekimi, tebrikleşme, altın töreni vesaireden sonra al sana evlendin işte. Git şimdi balayına, takıl 1 hafta sonra gel evine ve devam et evliliğine. Ama yoook. Öyle bir hal aldı ki evlilik insanlar daha nikah kıyılmadan önce birbirine bileniyor. Daha evlenmeden boşanmaya yetecek kadar sebep biriktiriyorlar. Çok üzücü bir durum. Allah yardımcımız olsun, zor. Düzgün bir insan evladı ile karşılaşırsanız da hiç kaçırmayın. Evlilik iyidir, doğru kişiyle.

Tabi ki evliliğin bugün çok sıkıntılı hale gelmesi de küresel elitin ve Lucifer'in planlarından birisi idi. Malumunuz, dünya nüfusunu düşürmek istiyorlar, 500 milyon kişinin köle olarak onlara yeteceğini düşünüyorlar. Şu an 8 milyar 300 milyon nüfus var. Evlilikler azalmalı, evlenenler çocuk yapmamalı. Gıda ve ilaç endüstrisi yolu ile de  insanlar hastalıktan kafasını kaldıramadan ölüp gitmeli. Tabi küresel çapta çıkması muhtemel bir dünya savaşı senaryosu da yok değil. Nükleer silahların sahneye çıkması ile 8 milyarın üstündeki dünya nüfusu 1 günden daha kısa bir sürede 500 milyon ve hatta daha altına düşürülebilir. 


Amerika Birleşik Devletleri'nin Georgia eyaletinde bulunan ünlü Georgia-Guidestones
anıt taşları. Bilen vardır. Bağlantıya tıklarsanız vikipedi sayfasına gidersiniz. Türkçeye çevirip okuyun. Bu taşları kimin diktiği belli değil. Her yüzünde farklı dillerde olmak üzere bir sürü "Yeni Dünya Düzeni" emri var. Bu emirlerden bir tanesi de dünya nüfusunun 500 milyona indirilmesi. Bir ara patlattılar bu anıtı. Bomba ile uçurdular. Patlatmadan önce de üzerine şunu yazmışlar ve fotoğrafını çekmişler. Manası çok derin...

Yenisinin yapılacağını duydum. Ama birçok komplo teorisine de delil olan bu taşların varlığı hiç mantıklı değil. Neden böyle şeyler yapılıyor? Niye insanlık kendi haline bırakılmıyor? Niye sürekli manipülasyon var? 

Son 50 yılda diyabet, kanser, organ yetmezliği gibi hastalıklar ayyuka çıktı. Dünya çapında kanser yüzde 18 bin artmış. Yani 180 katına çıkmış. Diyabet desen o da öyle, çoluk çocuk şeker hastası oluyor. Hatta artık hasta doğuyor nesiller. Peki bu ahlaki çöküşün, hastalık ve gıda krizinin, toplumsal çürümüşlüğün arkasında kim var? Neden insanoğlu binlerce yıl boyunca kendisini idare etti, toplumu ve aileyi korudu da son 50 yılda her şey tersine döndü? Özellikle milenyum sonrası 25 yıl çok kötü geçti insanlık açısından. Çevrene bir bak. Kafanı kaldır awk. Çalıştır biraz, pası gitsin.

Arkadaşlar bu sistem boşuna kurulmadı. Rastgele seçimler ile bu noktaya gelmedik. Bu matrixin bir kurgulayıcısı var. Kendisini ve yanındaki aşağılık yoldaşlarını unutturmuş; efsaneleşmiş bir kişi, şahıs. Evet Lusifer'den bahsediyorum. Hani önceki yazılarımda defalarca ifşa ettiğim, masonların ve Tapınakçıların tanrı olarak gördüğü Lusifer. Sabah yıldızı, yalnız yıldız, ışık getiren olarak övdükleri ve bizzat vahiy aldıkları Lusifer. 


Biliyorsunuz ki Kuran-ı Kerim'de Lucifer'in ismi İblis olarak geçer. Şeytan demek "kötü" demektir ve hem insanlar hem de cinler için kullanılır. Yani Epstein denilen orospu çocuğu sapık şerefsiz de şeytandır. Ancak İblis bir kişi olarak geçer Kuran'da. İnsanın yaratılmasına karşı çıkan ve Yecüc-Mecüc halkından olan İblis, Rabbine isyan eder ve insanın dünyaya halife tayin edilmesine karşı çıkar. İnsandan önce Dünya gezegeni cinlere aittir. Ancak yeryüzünde azgınlık ederek Rabbimizin kanunlarına karşı gelen cinlere karşı insan yaratılır ve halife tayin edilir. Halef-Selef olayını biliyorsunuzdur. Halife sonra gelen anlamındadır, kullanılan bir kelimedir. Selef kelimesi de "önceki" anlamındadır. 


Enok kitabı, Tevrat, İncil ve diğer metinler ile birlikte Kuran-ı Kerim'in okunması durumunda konu apaçık gün yüzüne çıkıyor aslında. Ama daha önce bunu yapan çok az kişi olmuş. Farklı kaynakları bir araya getiren nadir insanlar tanıdım. Herkesin ufku dar, hepsi sığ adamlar. Dedesinden, babasından duyduklarının dışına çıkamazlar. Dümdüz adam, güvercin gibi. Kartal da kuş, papağan da kuş, güvercin de kuş. Bunlar güvercin, bir nane yok.

Rabbimiz insanı yaratıp; nankör cin toplumunun yerine dünyaya vekil kılmayı istediğinde "mele-i ala" kendi arasında tartışıyor. Sad suresinin 69. ayetinde peygamberimiz; vahiy gelmeden önce benim bu tartışmaya dair bir bilgim yoktu diyor. Girip kendiniz de bakabilirsiniz. 


Mele-i Ala "yüce meclis" olarak çevrilebilir. Ve bu tartışma sonucunda Allah "ben sizin bilmediklerinizi bilirim" deyince melekler bunu takdis edip, edeple susuyorlar. İnsan yaratılıp da şekil verildiğinde ve akıl bahşedildiğinde Yüce Allah onun dünyanın vekili olarak kabul edilmesini istiyor. Bu kelime de çoğu mealde "Adem'e secde" diye çevrilmiş. Allah'tan başka kimseye secde edilmez arkadaşlar. İnsanoğlu da öyle secde edilecek filan bir varlık değil, insansın kendinden bilirsin. Mele-i Ala insanın varlığını ve yeryüzünde yaşamını kabul ediyor. İblis, yeryüzünün hali hazırdaki sahibi olarak bu duruma karşı çıkıyor. Ve argüman olarak da ırkçılığı kullanıyor. Tarihteki ilk ırkçı-üstünlükçü şahıs bizzat Lucifer'dir arkadaşlar. 

SAD Suresi - 76. Ayet 


Halbuki Kuran-ı Kerim'de apaçık şekilde insanın insana üstünlüğünün ancak "takva" yani güzel ahlak ve davranış ile mümkün olduğu vurgulanır. Ve hakikaten de öyledir. Hak etmeyen adamlar hak etmedikleri yerdedir, beş para etmez adamlar servet sahibidir. Ama ahlak söz konusu olunca gerçekten de ak koyun kara koyun ortaya çıkar. Kim fakiri doyuruyor, kim ihtiyaç sahibine yardımcı oluyor, kim Allah'tan korkuyor bunu görürsün. Bu dünya adil değil ama ahlak kesinlikle sahibindedir.

Dediğim gibi Lucifer ya da İblis her ne derseniz bu cinni varlık; insanın varlığı durumuna karşı çıkıyor. Hele ki yeryüzüne halife kılınması sonrası Rabbimize karşı geliyor. Ve huzurdan kovuluyor. Çünkü kendisini de yaratana ve her şeyi bilene karşı çıktı. Kovulduğunda yalnız da değil üstelik. Semyaza ve daha bir çoğu onunla birlikte sürgün ediliyorlar. 

Cetvel ile çizilmiş 50 eyalet, 50 büyük kara meleği temsil eder.

50 yıldız vardır. "Gökten inip bayrağımızı onurlandırdılar" diyorlar. Manidar.

50 büyük düşmüş melek önderliğinde Orion takımyıldızında bulunan büyük bir gezegene sürülüyorlar ve verilen süreyi orada geçirecekler. Yeryüzünde insanlar ile birincisi Lilith-Adem ilişkisi; ikincisi Hermon dağındaki yeminin ardından insan kızlarını kaçırıp onlardan çocuk edinmeleri şeklinde iki kez soy bağı kuruyorlar. Ne demiştik hatırlayın; yüce Allah Adem'e "eşinle birlikte burada yaşayın, yiyin için ama şu şecereye yaklaşmayın" demişti. Adem o kurala uymadı diye kovuldu ve sınava tabi tutuldu. Lusifer Adem'e sonsuz gücü ve saltanatı vadetti. Yahudilerin soylarını anne tarafından yürütmeleri; Yahudi olmanız için annenizin de Yahudi olması kuralı bu Lilith kültünden gelir. Biz Adem'in insan olan eşinden türemişiz. Onlar ise Lilith'in çocukları. İster inan ister inanma. Yahudinin de skindeydi awk. Adam dünyayı ele geçirmiş, İblis ve Semyaza'nın planı sayesinde tabi. İnsanüstü bir zekanın ürünüdür şu gördüğünüz matrix sistemi. İnsan olsa bir yerde açık verir ve cortlar. Bu sistem binlerce yıldır noktasına, virgülüne kadar hesaplanmış ve aynı titizlikte işlenmiş. Sonuç olarak da dünya hakimiyeti Lusiferyan tayfanın elinde. Bugün maalesef ki Epstein benzeri sapıkları görüp biraz araştırıp sonra yine sürü şeklinde aynen yaşamaya devam ediyoruz. 

Aslında her yerde kendilerini belli ediyorlar, gözümüze sokuyorlar ama matrix çok güçlü ve insanların çoğunluğu vasat zekaya ve ortalama altı meraka sahipler. Adama bir şeyden bahsediyorsun, masal mı bu diyor. Dedene yapay zeka robotlarını bir anlat bakalım. Başımıza taş yağacak, kıyamet alameti demiyor mu... Sen hepi topu 70 sene yaşayan bir canlısın, nasıl bu kadar büyük görüyorsun kendini bunu da ben anlamıyorum. Dünya ortalama 5 milyar yıl yaşında. Bak şöyle anlatayım sayın aptal;
5.000.000.000/70 sene yaşıyorsun. Evren ise 14 milyar yıl yaşında. Yani 14.000.000.000/70 oluyor yaşın. Yani arkadaşlar bu küçük hayatlarımız hiçbir şey değil aslında. Bu arada bir şeyin yaşı varsa bir de başlangıç noktası olması gerekli değil mi? 

Evrenin yaşını 13,5-14 milyar olarak ölçüyorlar. Sonra da diyorlar ki evrenin kendisi tanrıdır. Lan salak mısınız başlangıcı olan ve başlangıcı olan her şey gibi bir sonu da olacak olan evren nasıl kendisi tanrı olabilir. Ateizmi hiç anlayamıyorum arkadaş. Deizmi ve Agnostisizmi kısmen anlıyorum da Ateizm ne saçmalıktır... 

Youtube kanalımda yakında yayınlar yapmaya başlayacağım, toplanın.

Serimize devam edeceğiz. Şimdilik see u later beybiler.