10 Aralık 2017 Pazar

 YA KİTLE İMHA SİLAHIYSA ?


    Şu an genç olan biri için cep telefonu, internet, bilgisayar, tablet, android, kablosuz şarj, dokunmatik ekran, vs..  gibi terimler hayatın vazgeçilmezleri olabilir. Ama bunlar 30 sene öncesine kadar ya yoklardı ya da o kadar kısıtlıydılar ki nadiren görürdük. Fakat şu anda 20 yaşın altında olup da Android telefon kullanmayan kaç kişi vardır acaba? Teknoloji bey, pardon ama biraz hızlı gitmiyor muyuz sizce de? İnsanlar bu hıza yetişebilmek için yaşam alanlarını, davranışlarını, alışkanlıklarını, akıllarını ve duygularını değiştirmek zorunda kaldılar. Köyden kente muazzam bir akın oldu geçtiğimiz yüzyıl boyunca. İnsanlar varını yoğunu satıp köhne gecekondu mahallelerine doluştular. Bütün paralarını betona ve kalabalığa yatırdılar. Sürüsünü satan Ahmet amca bunu sürü psikolojisi içerisinde yaptı. Umduğunu buldu mu bulamadı mı orası tartışılır elbet...

    Durum böyleyken bu kadar insanı bir arada tutacak aynı zamanda da hareketsiz kılacak bir şeye ihtiyaç duyuldu. İnsan bu, güven olmaz, güdüldüğünü anlar; bakarsın karşı koymaya çabalar filan... Önceleri medya kullanıldı. Yazılan haberler, atılan başlıklar, verilen görüntüler; şehre doluşmuş bu koca koca sürüleri kutuplaştırmaya başladı. X birey Y bireyden; Y birey de Z kimseden öylesine nefret ediyordu ki, ceplerinin boşaltılıp, canlarının bit pazarında satılığa çıkarılması onlar için hiçbir şey ifade edemedi. Güdümlü füzeler gibi kodlanmıştılar. Nice insanlar, ülkeler, toplumlar; "düşman" diye gösterilen hedefe gözü kapalı saldırdılar. Senaryo sürekli değişti, ama bir şey sabitti; ezen ve ezilen. 

Hep çatışmalar çıkıyor, insanlar ölüyor sonra da gücün maşaları ortaya çıkıp "Dallas'da düzeni sağladık." diye övünüyorlardı. Böyle besleniyordu sistem; o varsa düzen vardı, o yoksa düzensizlik olurdu. Tarlayı ateşe veren de koşturup kovayla su getiren de o idi. O olmazsa toplum karışır, herkes birbirini yerdi. O iyi ki vardı. Gönüller ve kafalar o varsa rahattı. 

Sonra teknoloji daha da ilerledi, sermaye bu güdülmenin kaymağını almak da ısrar etti. Herkesin cebine ücreti mukabilinde birer tane akıllı telefon koydular. Her evde bilgisayar vardı, internet yaygındı. Muhteşem bir piyasa oluştu, hesabı tutulamayacak paralar kazanıldı. İnsanlar istedikleri her an her şeye ulaşmanın getirdiği mutluluk ile ihya oldular. Tabi, istenilen her zaman ulaşılabilmeyi akıllarına getirmediler. Duyguların yerini çıkar ilişkisi, doğal yaşamın yerini de GDO ve beton aldı. 

Sigara ve alkol satışları fırladı; uyuşturucu maddeler fena prim yaptı. Çünkü modern olmak isteyen insan, ters kavşaktan döndü; robot oldu. Stresliydi, olmaması gereken bir yerdeydi ve geri dönüşü de yoktu. Özünden uzaklaştıkça aptallaşıp nehrin akışına kapıldı. Şarjı tükendi, internet paketi bitti, sosyal medyada sosyalleşememenin asosyal anksiyetesine kapıldı. Neden tükettiğini bilmeden sadece tüketen, düşünmeyen, duyguları kendi işine gelen boyutlarda eğip büken; kısır bir döngü içerisinde hep aynı şeyleri yapan kitleler ortaya çıktı böylece. Evet! Kitleler başarı ile imha edildi.

Çoğunluk zaten her zaman ahmaktı ve bir şeylerin farkına varamıyordu. Durup düşünmek, gidişatı değerlendirmek yoktu onlar için. Köle olduklarının ve kendileri için dizayn edilen bir kafeste yaşadıklarının farkına hiçbir zaman varamayacaklardı. Millet Matrix diyor, yapay bir yazılımdan bahsediyor ama gerçeğin içine geçirilmiş ve de dikte edilmiş olan sistemi göremiyorlar maalesef. Felsefe, din, inanç, kültür, ahlak, varlık ve değerli diğer birçok kavram hayatları boyunca hiç akıllarına gelmiyor ve üzerine de düşünmek istemiyorlar.

Tüketim çılgınlığı ve şehir hayatı stresi çoğunu hasta ediyor, ayırdına varamıyorlar. Bu durum nereye evrilir bilmiyorum ama sosyal medya gün gelecek tek gerçeklik olacak ve ekmek gibi su gibi ihtiyaç haline gelecek. Günün önemli bir kısmı Youtube, Instagram gibi sanal alemlerde geçecek. İnsanlar birbirine iyi görünmek için, rekabet edebilmek için kafayı yiyecekler. Her şey yozlaşacak ve nasıl olduğun değil nasıl göründüğün önemli olacak. Kimse kendini geliştirmek ya da üretmek için çabalamayacak. Sadece kendine ve diğerlerine nasıl göründüğü ile ilgilenecek. 

Karşı cinslerin birbirine bu kadar kolay ulaşması ve taktıkları maskeler evlilikleri bitirecek. Aile kavramı silinip gidecek ve aile olmak marjinal olan haline gelecek. Evlilik olmayınca genç nüfus da düşecek tabi. Zaten düşmeye başladı bile. İnsanlar evlenip yuva kurmak yerine kedi besliyorlar artık. İşin en kötü yanı da insan ilişkileri o kadar boktan bir hale geldi ki; seçilmiş yalnızlık ve uzun süreli ilişki-evlilik bağı kurmamak mantıklı hale geldi.

Instagram üzerinden evli insanlar eşlerini aldatıyor, flört ediyorlar. Kimin eli kimin cebinde, kim kimi götürüyor belli değil. Ve bu durum maalesef yalnızlık ve asosyalliği körüklüyor. Hatta bu bir işkolu haline geldi bile. Bir Yahudi bilgin "Krizlerden fırsat doğar." demişti ve bu robotik dünya fırsatlarla dolu arkadaşlar. Vaziyet alın, ortalık çok daha fena karışacak. Saygılar.