GIDA MI ZEHİR Mİ?
Genetiği değiştirilmiş bitkisel ve hayvansal ürünler
çağımızın en büyük sorunlarından biri olarak öne çıkıyor. Nesiller boyunca
insanoğlu besin ihtiyacını karşılamak için bitki ve hayvanları ehlileştirmiş;
doğanın ona sunduğu olanakları yine doğal yollarla geliştirmiştir. Ancak 21.
Yüzyıldan itibaren doğal adapte ve kullanım şekilleri değişmeye başlamış,
yerini üzerinde oynanmış organizmalar almıştır. Bu yapay değişimin öncüsü 1901
yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin Missouri eyaletinde kurulan MONSANTO
şirketidir.
Eyalet Senatolarında defalarca mahkemeye verilen MONSANTO,
siyasi bağlantılarını kullanarak her türlü sorumluluktan kaçmayı
başarabilmiştir. Kısır ve imgesel tohum konularında 1 numara olan şirket,
piyasasına girebildiği her ülkede kısa sürede tarım sektöründe egemen hale
gelmesiyle meşhurdur. Yani marketten ya da pazardan aldığımız, şekil olarak domatese bibere
vs. benzeyen ama tadı tuzu olmayan bitkimsilerin tamamına yakını bu şirketin
ürünüdür.
Monsanto şirketi vizyonu gereği Dünya piyasalarında saldırgan bir tavır sergilemektedir. Halkların kendi tohumlarını kullanmalarına karşı olan şirket, çeşitli para politikaları ile her insanı kendine bağımlı hale getirmek istemektedir. Ayrıca Monsanto genetiğini değiştirdiği sebze ve meyvelerin insan vücudunda yol açtığı hastalıklardan haberdar olacak ki; ünlü ilaç firmaları bünyesinde çeşitli ortaklıklara girişmiştir.
Monsanto şirketi vizyonu gereği Dünya piyasalarında saldırgan bir tavır sergilemektedir. Halkların kendi tohumlarını kullanmalarına karşı olan şirket, çeşitli para politikaları ile her insanı kendine bağımlı hale getirmek istemektedir. Ayrıca Monsanto genetiğini değiştirdiği sebze ve meyvelerin insan vücudunda yol açtığı hastalıklardan haberdar olacak ki; ünlü ilaç firmaları bünyesinde çeşitli ortaklıklara girişmiştir.
Basit şekilde anlatacak olursak; bu şirket kısır tohum
satıyor yani her sene tohum almak zorundasınız. Mahsulden tohum elde
edemiyorsunuz. Kendi kendinize yetme şansınız kalmıyor. Tohumlar tarlaya
ekildiği andan itibaren genetiklerine kodlanmış hastalıklara yakalanıyorlar.
İlaç olmazsa yitip gidiyorlar. Yani ilaç almak zorundasınız. İlacın üreticisi
de pek tabi MONSANTO. Bu tohumlardan elde edilen meyve ve sebzeyi yiyen
insanlar yine modifiye edilmiş bazı hastalıklara yakalanıyorlar. Ama korkmaya
lüzum yok BAYER başta olmak üzere birçok ilaç firması da MONSANTO’ya ait.
Anlayacağınız kolları her yere uzanan ve her sektörde atılım gösteren bu şirket
derdi de devayı da kendisi veriyor. Çiftçiyi yerel siyaseti kullanarak kendine
bağlıyor, borçlandırıyor. İnsanların yaşamları üzerinde tasarruf elde ediyor.
Sonra da iplerini eline aldığı sektörü kendi isteği doğrultusunda
şekillendiriyor. Yani MONSANTO isterse elmanın, domatesin, biberin veya
herhangi bir şeyin tadı unutulabilir. Patlıcana erik denebilir veya
salatalıktan imambayıldı yapılabilir. Farkındaysanız demirin tuncuna hamsinin
piçine kalıyoruz. Sahi, en son ne zaman domates tadında domates yediniz?

