2 Haziran 2018 Cumartesi

GIDA MI ZEHİR Mİ?


Genetiği değiştirilmiş bitkisel ve hayvansal ürünler çağımızın en büyük sorunlarından biri olarak öne çıkıyor. Nesiller boyunca insanoğlu besin ihtiyacını karşılamak için bitki ve hayvanları ehlileştirmiş; doğanın ona sunduğu olanakları yine doğal yollarla geliştirmiştir. Ancak 21. Yüzyıldan itibaren doğal adapte ve kullanım şekilleri değişmeye başlamış, yerini üzerinde oynanmış organizmalar almıştır. Bu yapay değişimin öncüsü 1901 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin Missouri eyaletinde kurulan MONSANTO şirketidir.

Bu şirket; tarım, tohum, ilaç, biyoteknoloji ve genetik modifikasyon alanlarına yoğunlaşmış, 66 ülkede geniş çapta etkin olan bir kuruluştur. MONSANTO 1970-80 yıllarına kadar içe dönük bir şirkettir. Kuruluşundan itibaren uzun yıllar boyunca Dünya üzerindeki tüm bitkilerin genetik şemasını çıkaran MONSANTO bu uzun araştırmalardan sonra değişim ve yeniden kodlama ile tarım piyasasına sert bir giriş yapmıştır. Kısa sürede Amerika Birleşik Devletleri’nin bütün eyaletlerine hakim olmuş; tarım konusunda tekel haline gelmiştir. Öyle ki günümüzde ABD’de tarımı yapılan herhangi 10 bitkiden 9’u MONSANTO şirketiyle doğrudan bağlantılıdır. Çiftçiye kendi tohumunu dayatan, ilaç ve satın alma konularında bencilce davranan şirket bu sert tutumu sayesinde her yıl milyarlarca dolar kar edip iç ve dış piyasada egemen hale gelmiştir.

Eyalet Senatolarında defalarca mahkemeye verilen MONSANTO, siyasi bağlantılarını kullanarak her türlü sorumluluktan kaçmayı başarabilmiştir. Kısır ve imgesel tohum konularında 1 numara olan şirket, piyasasına girebildiği her ülkede kısa sürede tarım sektöründe egemen hale gelmesiyle meşhurdur. Yani marketten ya da pazardan aldığımız, şekil olarak domatese bibere vs. benzeyen ama tadı tuzu olmayan bitkimsilerin tamamına yakını bu şirketin ürünüdür.

Monsanto şirketi vizyonu gereği Dünya piyasalarında saldırgan bir tavır sergilemektedir. Halkların kendi tohumlarını kullanmalarına karşı olan şirket, çeşitli para politikaları ile her insanı kendine bağımlı hale getirmek istemektedir. Ayrıca Monsanto genetiğini değiştirdiği sebze ve meyvelerin insan vücudunda yol açtığı hastalıklardan haberdar olacak ki; ünlü ilaç firmaları bünyesinde çeşitli ortaklıklara girişmiştir.

Basit şekilde anlatacak olursak; bu şirket kısır tohum satıyor yani her sene tohum almak zorundasınız. Mahsulden tohum elde edemiyorsunuz. Kendi kendinize yetme şansınız kalmıyor. Tohumlar tarlaya ekildiği andan itibaren genetiklerine kodlanmış hastalıklara yakalanıyorlar. İlaç olmazsa yitip gidiyorlar. Yani ilaç almak zorundasınız. İlacın üreticisi de pek tabi MONSANTO. Bu tohumlardan elde edilen meyve ve sebzeyi yiyen insanlar yine modifiye edilmiş bazı hastalıklara yakalanıyorlar. Ama korkmaya lüzum yok BAYER başta olmak üzere birçok ilaç firması da MONSANTO’ya ait. Anlayacağınız kolları her yere uzanan ve her sektörde atılım gösteren bu şirket derdi de devayı da kendisi veriyor. Çiftçiyi yerel siyaseti kullanarak kendine bağlıyor, borçlandırıyor. İnsanların yaşamları üzerinde tasarruf elde ediyor. Sonra da iplerini eline aldığı sektörü kendi isteği doğrultusunda şekillendiriyor. Yani MONSANTO isterse elmanın, domatesin, biberin veya herhangi bir şeyin tadı unutulabilir. Patlıcana erik denebilir veya salatalıktan imambayıldı yapılabilir. Farkındaysanız demirin tuncuna hamsinin piçine kalıyoruz. Sahi, en son ne zaman domates tadında domates yediniz?




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder