KÜRESEL ELİTİN AYAK İZLERİ - II
Herkese selamlar. Bir önceki yazımda Şeytanın Avukatı filmi üzerinden Lucifer'ın ve Dünya üzerindeki hakimiyet mücadelesinin analizini yapmıştım. Okumanızı şiddetle tavsiye ederim. Şimdi ise Lusiferyan yani İblis'in taraftarı olan ailelerin zaman içerisinde nasıl her şeyi ele geçirdiğinden bahsedeceğim. Yazı uzun olacağı için birkaç parça halinde paylaşacağım. Zaman alacak ama yavaş yavaş bugüne kadar geleceğiz.
Bu insanlar bir kere kendilerini diğer insanlardan çok farklı görüyorlar. Biz Adem ve Adem'in insan olan eşinden türemişken onlar kendilerinin Adem ve Lilith'in soyundan geldiğine inanıyorlar. O yüzdendir ki Yahudilere göre kan bağı anneden geçer. Yani annen Yahudi değilse Yahudi değilsindir. Baban Yahudi bile olsa. Biz Yahudi olmayanlar bu Lusiferyan elitlerin gözünde insan bile sayılmıyoruz. Bu yüzden tüm dünyada savaşlar çıkarıp, açlık ve sefalet ile insanları yönetiyorlar. Kim ölmüş, kim kimi paramparça etmiş umurlarında değil.
Burada tüm Yahudileri kastetmiyorum. İçlerinde kimseye zararı dokunmayan ve insanların barış içinde yaşaması taraftarı olan Yahudiler de var. Siyonizm denen şeytan icadı ideolojiye de karşı çıkıyorlar.
Siyonizmin, İblis'in kurguladığı bir ideoloji olduğunu net şekilde görüyoruz. Lucifer Tanrı'ya karşı çıktıktan sonra Dünya üzerindeki tüm insanları boyunduruk altına alacağına dair yemin etmişti. Kuran'da bu durumdan bir çok yerde tekrar tekrar bahsedilir. Ben size Araf suresi 16 ve 17.ayeti göstereceğim, yeter diye umuyorum. Daha derinini araştırmak isteyenler diğer kutsal metinlere ve düşmüş melekler ile ilgili yazılanlara bakabilirler.
İyi de bunu nasıl yapacak? Sen insanların çoğunu doğru yoldan sapmış bulacaksın diyor. Tamam bugün ki durumdan bahsediliyor. Bunu görebiliyoruz. Ama devamında bu sistemi nasıl ilerletecek ve kıyamete kadar insanlığı hüsran içinde götürecek? Bunun yegane yolu tek bir dünya devleti kurmaktır arkadaşlar. İster inanın ister inanmayın. Siz inanmadınız diye o adamlar bir şey kaybetmez. Kendi yollarında yürüyorlar ve kendi çaplarında da başarılı olmuşlar. Sen kimsin? Fal bakıyorsun, tarota ve burçlara inanıyorsun sonra da bu konulara "ayy ne kadar da saçmaağğ" diyorsun. Senden bi cacık olmaz zaten. Elitler için kullanışlısın. Git ve sefil hayatını yaşa, sonra da bir boka yaramadan geber git. Ben bu yazıyı "acaba" diyebilecek insanlar için yazıyorum. Sana göre değil buralar yeğenim. Uza.
Neyse sakin sakin devam edelim. Arkadaşlar bir düşünün. Tüm insanlığı boka saplamak gibi bir amacınız var. Ne yapardınız? İnsanların tamamını yönetecek bir görünmez devlet kurmanız lazım. Bu devletin görünür olmaması lazım. Her millet kendisini kendi içinden kimselerin yönettiğine inanmalı ve ses çıkarmamalı. Ayrıca sanatı, bilimi ve tarihi de tekelinize almanız lazım. Ne olur ne olmaz. Karşı duracak birileri her zaman çıkabilir.
Al Pacino'nun repliği her şeyi anlatıyor aslında. İnsanoğlunun yeryüzündeki serüveninin başladığı andan itibaren Lucifer her işe el atmış. Yüce Yaradan peygamberler ile insanları uyarmış, Lucifer insanın hazza yönelik tüm isteklerini körüklemiş. İnsana bir şey yaptıracaksan onun haz mekanizmasını çalıştırman gerekir. Mesela alkol neden çekici gelir? Neden insanlar alkol tüketir? Halbuki çok zararlıdır! Çünkü alkol insan beynindeki haz mekanizmasını tetikler. Dopamin basar insan beynine. Sigara ve uyuşturucular da aynı şekilde. Neden insanlar zina eder? Çünkü üreme içgüdüsünü besler ve beraberinde haz getirir. Ben hazlara karşı değilim. Ama bir sınırı olmalı. İnsan kendisine sınır koyabilmeli. Aksi takdirde bağımlılık gelişir. Sigara, alkol, uyuşturucu, antidepresan, oyun, porno, sex, alışveriş, kahve, şeker vs.vs. Bugün Dünya üzerinde herhangi bir şeye bağımlı olmayan kaç kişi var acaba çok merak ediyorum. Bu bağımlılıklar seni kontrol altında tutar. Hepsi de beyindeki haz mekanizmasını tetikler. Sen de bağımlısı olduğun şeye devam ettiğin sürece bir problem görmezsin. Dünya nereye gidiyor, neden buradayız, amacımız nedir, insan nasıl yaşamalıdır, ölüm ve sonrası gibi konular ile çok da ilgilenmezsin. Çünkü haz duyduğun sürece beynin için her şey yolundadır.
Konu çok dağıldı ama kusura bakmayın. Tüm Dünya ve insanlık tarihini ilgilendiren bir konu olduğu için kameralarımızı sık sık başka noktalara çevirmemiz gerekiyor. Şimdi hikayeyi şöyle bir özetleyelim;
Yüce Allah insanı yaratıyor. Ve insana üst düzey zeka bahşediyor. Meleklerden insanın varlığını ve statüsünü kabul etmelerini istiyor. Azazel(Lucifer), yani İblis bunu kabul etmiyor. Kendi türünün (cinler) ikinci plana düşeceğinden endişe ediyor. Tanrı, İblis'i kibrinden ve haddini aşmasından dolayı kovuyor. Adem ve eşi kendi hallerinde yaşarlar iken İblis Adem'e "hiç bitmeyecek güç ve saltanatı ister misin" diyor. Yani bir nevi Tanrı olmaktan bahsediyor. Açın, araştırın, bakın. Adem zaten cennette iken her şeye sahip, İblis onu başka türlü nasıl kandıracak ki? Adem Lilith ile birleşiyor ve ortaya farklı bir soy çıkıyor. Bu soy her şeyin başladığı günden bu yana dünya üzerinde sürekli fesat çıkarıyor. Kuran-ı Kerim'de sürekli olarak İsrail oğullarına öğüt verilir. Yapmayın, etmeyin, yeryüzünü fesada boğmayın denir. Ve bu konulara meraklı olanlar bilir; Yahudiler peygamber katili olarak anılırlar. Allah bunlara düzgün dursunlar diye sürekli peygamber göndermiş. Bunlar da peygamberleri ya öldürmüşler ya da öldürtmüşler. Değişik bir millet. Hayra ve barışa yönelik hareket edenleri tenzih ederim tabi. Onlar ayrı. Onları İslam dairesinde sayabiliriz. Kardeşiz onlarla.
Neyse. Bu iblis ve yanındaki avanesi kovulduktan bir süre sonra yeryüzüne iniyorlar. Hermon dağı'na indikten sonra kendi aralarında yeminleşiyorlar. Kıyamet gününe kadar insanları yoldan çıkaracaklarına dair birbirilerine söz veriyorlar. Hermon dağı bugün Golan tepelerinde, İsrail kendi kültür mirası olduğunu iddia ederek işgal etti orayı. Sonra kendi soyları ile insan soyunu birleştirip Lilith soyuna paralel olarak yeni bir Cin-İnsan soyu yaratıyorlar. Ben araştırdım, bu düşen meleklerin kimi yerde 40, kimi yerde 80 kişi oldukları söyleniyor. Enoch kitabında bu konudan çok detaylı bahsedilmiş. İlgisini çeken olursa alsın baksın. Türkçeye çevirildi.
İnternette bunların isimlerini bulabildim. Bazı yerlerde daha fazlasının isminden bahsediliyor. Sonlarındaki "EL" takısı bu meleklerin bir zamanlar Allah katında hatırı sayılır kimseler olduğunu gösteriyor. CebraİL, MikaİL, AzraİL isimlerinde de aynı şeyi görüyoruz. Peki sonra ne yapıyorlar derseniz; bunlar kendi soylarından gelen temsilcileri ile yeryüzünde dehşet saçıyorlar. İnsanları pisliğe batırıyorlar. Kendilerine köle ediyorlar. Ve o kadar ileri gidiyorlar ki Allah bunları Nuh tufanı ile helak ediyor. Dünya çapında bir helaktır Nuh tufanı. Şimdi de bu soydan geldiği iddiasında olan aileler var. Tufandan kurtulmuş olanlar olabilir mi diye araştırdım ve evet kurtulanlar olmuş. Gemiye binenlerin arasında bu soydan insanlar da var. Nuh peygamber gemiye sadece kendi ailesi ile binmemiş. Anlatılara göre 80-100 kişi civarında insan da gemiye alınmış. O insanlar iyi kimseler olsalar bile onların soyundan gelen torunları bu düşmüş melekler ile bir şekilde irtibata geçerek yanlış yola sapmışlar. Zaten soy böyle şeyleri belirlemez. İbrahim peygamberin babası yobaz bir pagandı, putperestti. Nuh peygamberin oğlu gemiye binmedi. Yusuf peygamberin kardeşleri sapmış kişilerdi de sonradan doğru yola döndüler. Yani ben iyi biriyim diyelim, bu durum benim soyumdan gelenlerin de iyi olacağı anlamına gelmez. Alimden zalim, zalimden alim doğabilir. Herkes şahsına münhasırdır.
Lucifer ve arkadaşları kovuldular. Yeryüzüne indiler. Tanrı'ya karşı insanları kışkırtmak için yemin ettiler. Sonra insan kızlarından eşler seçtiler ve çocukları oldu. Adem ve Lilith'in birlikteliğinden insan-cin karışımı bir soy oluştu. Aynı şeyi burada düşmüş melekler ve insan kızlarının çiftleşmesi ile de görüyoruz. Sonra bu soydan gelenler yeryüzünde krallıklar kuruyorlar. Yani efendi oluyorlar. Halbuki insanın insana üstünlüğü yoktur. Bir insan ancak çalışkanlığı, dürüstlüğü ve ahlakı ile diğer insanlardan üstün olabilir. Bu yarı kan soyundan gelenler madenlere değer atfederek özellikle altın ve gümüş üzerinden kurdukları hegemonya ile insanları köleleştiriyorlar. Geçmişin kadim krallıklarına baktığınızda yöneticilerin bu insanların soyundan geldiğini görürsünüz. DNA ve genetik olarak insan ve cinler birbirilerine çok yakındırlar. Öyle ki cinsel olarak birleştiklerinde üreyebilmektedirler. Sümer, Asur, Akad, Babil, Mısır ve Amerika kıtasındaki Maya, Aztek, İnka ve Toltek kralları bu soydan gelmektedirler. İnsanlar onlar için hep kullanışlı köleler rolündedir. İnsanlar çalışır, üretir bu krallar da onlardan aldıkları vergiler ile efendi olurlar.
Tarihte geriye gittiğimizde şimdiki küresel elitin atalarını Yusuf peygamberin Mısır'da bakanlık yapması döneminde görürüz. Babası Yakup peygamberden koparılan Yusuf abileri tarafından çölde bir kuyuya atılır. Bir kervan onu fark eder ve Mısır'a götürüp köle olarak satar. Firavun'un sarayında hizmetçi olarak büyür ve erdemleri sayesinde kralın sağ kolu olur. Herkesin sevdiği zeki, dürüst ve ahlaklı bir insandır. 7 yıllık bolluk ve 7 yıllık kıtlık döneminde Mısır'ı yönetir ve insanların açlıktan ölmesine mani olur. Bu kıtlık döneminde abileri ve babası ile tekrardan buluşurlar. Yakup peygamber ve çocukları gelip Yusuf'un yanına yerleşirler. Aradan yüzyıllar geçer. Yusuf peygamberin ve kardeşlerinin soyundan gelenler kendilerine duyulan saygı ve imtiyazlarla ticaret yaparak zenginleşirler. Paraya ve paranın getirdiği güce dayanmak zordur arkadaşlar. Para insanı sınar. Bu güç ve imtiyazla atalarının ahlakını unutan İsrail oğulları taşkınlık yaparlar ve Karnak rahipleri ile ters düşerler. Karnak rahipleri o dönemin Mısır'ın da çok saygın kişilerdir ve imtiyazlı din adamlarıdır. Bu çekişme neticesinde İsrailoğulları'nın zenginleşen tüccar kesimi Avrupa'ya yayılırlar. Zaten kaçamayan yoksul Yahudileri de Musa peygamberin kurtardığını görüyoruz. Meşhuuur Firavun ve Musa'nın ikiye böldüğü deniz hikayesi.
Karnak tapınağından geriye kalan binlerce yıllık harabeler, MISIR.
Karnak rahiplerinin gücü karşısında tutunamayan Yahudiler gemiler dolusu servetleri ile önce Sicilya adasına oradan da Roma şehrine göç ederler. Yanlarında tonlarca altın ve gümüş götürmüşlerdir. Gittikleri yerlerde en zengin kimseler durumuna gelirler. Roma ve İtalya'nın kuzey kısmında Türk kökenli Etrüskler yaşamaktadır. Meclis ile temsil geleneğine dayalı şekilde yaşayan Etrüskler daha sonraki zamanlarda "Latin" adını alacak olan bu Yahudi zenginleri ülkelerine kabul ederler. Zaman geçtikçe İtalya yarımadasını Latinler ele geçirmeye başlar. Sermayelerini kullanarak paralı asker sistemini kurar ve şehir devletlerini birer birer işgal ederler.
Roma'nın bu anlayış ile Avrupalıları katlettiği dönemde İsa peygamber Nasıra'da doğar. Kendisi faiz ve kölecilik ile savaşır ancak Romalılar tarafından tutuklanır. Katillerin elinden kurtulur. Roma'nın ileri gelenleri bu inancın önünde duramayacaklarını bilmektedirler. Çünkü zamanı gelmiş bir fikrin önünde Everest dağı olsa duramaz. İsa peygamber Romalıların köleleştirdiği ve yozlaştırdığı insanlara; kardeşliği, barışı ve adaleti getirmiştir. Nitekim bunu bildikleri için araya Pavlus'u sokarak İsa peygamberin getirdiği dine taban tabana zıt bir din oluşturdular. Roma paganizmi ve Lusiferyan güneş kültünü İsa'nın adı altında birleştirip yeni bir din oluşturdular. Antik Dagon rahiplerinin ruhbanlığını da ekleyerek kurumsal bir din elde ettiler. Ve sonra da bu pagan dini yaymak bahanesi ile Avrupa'nın özgür halklarının üzerlerine gittiler. Konu ile ilgili araştırma yapmak isteyenler Roma'nın Avrupa içerisindeki Haçlı Seferlerine bakabilirler.
Bu haçlı seferleri kendi inançları olan Slav, Cermen ve Kelt kabileleri üzerine yapıldı. Avrupa yakıldı, medeniyetler kül oldu. İsa'nın peygamberliğini savunan mezhepler yok edildi. İnananları katledildi. Sonuç olarak Allah'ın peygamberi olan İsa, Roma elitinin elinde tanrılaştırıldı. Tüm insanların günahkar doğduğu, kiliseye ve emirlerine bağımlı olduğu "köleleştirici" bir din tesis edilmiş oldu. Artık küresel elit için geriye tüm Avrupa kıtasını bir araya getirmek ve kendi amaçları doğrultusunda kullanmak kalmıştı.
Burada çok kısa bir mola verip ufak bir detaydan bahsetmek istiyorum. Konu dağılmadan döneceğiz. Üç farklı millete ait savaşçıların tasvirlerini göstereceğim size. Dikkatli bakarsanız aralarında uzun yıllar öncesine dayanan bir bağ var.
Bu görseli Polonya tarihi ile ilgili bir sayfadan aldım. Kanat detayını siz de fark etmişsinizdir. Attila'nın miğferinde, Kelt liderlerin savaş başlıklarında ve Polonya süvarilerinin (Hussar) zırh tasarımında aynı atıfı görüyoruz. Ayrıca antik Cermenlere ait mezarlarda da bu başlıklara rastlanmış.
Bu resim ünlü Kelt lideri Vercingetorix'in aslına uygun şekilde çizilmiş bir tasviri. Kendisi her ne kadar Romalıların zulmüne karşı savaştıysa da sermaye, paralı asker ve silah gücünün karşısında maalesef tutunamamıştır.
Attila'nın Franco Mistrali tarafından yapılmış bir çizimi (1843)
Ortak bir düşünce ve idealin temsilidir o kanatlar. Tüm dünya halklarını barış ve kardeşlik altında birleştirecek olan bir ideal. Şu an dünyada egemen olan sömürü ve matrix sisteminin tam tersi. Lucifer ve düşmüş meleklerin kurduğu piramit sistemine karşı; Türklerin kurmak istediği bir sistem. Eğer başarılı olunabilse idi şu an tüm dünya adalet ve barış içinde yaşıyor olurdu. Türk demek sadece bir ırka mensup olanları ifade etmez. Belirli bir yasaya bağlı olan, Tanrı'ya saygılı ve barış için çalışan milletlerin ortak ismidir. O yüzdendir ki Türklerin kimisi sarışın mavi gözlüdür, kimisi esmer kara gözlüdür. Kimi beyaz tenlidir, kimi daha koyu tenli. Bu insanların ataları binlerce yıl önce ortak bir fikir için omuz omuza defalarca savaşmışlardır. Detaylarına bir başka yazımda kesinlikle değineceğim.
Slavlar, Cermenler, Keltler ve Türkler. Bunlar bir zamanlar aynı inanca sahipti ve akrabalık bağları olan milletlerdi. Nuh'un oğlu Yafes'in çocuklarının kardeşliği...
Şimdi tekrardan Roma'da kurulan yapay devlete ve Avrupa halklarının bu zorbalığa karşı yaptıkları savunma savaşlarına dönelim. Kurulan devlet, elitlerin elinde biriken sermaye; Akdeniz çevresinden (özellikle Kuzey Afrika ve Yunanistan çevresi) toplanan paralı askerler. Ve evet, tüm bu kaynaklar sayesinde Roma elitleri kendilerinden çok emindiler. Tüm kuzeyli toplulukları yenmek için kararlıydılar. Yakıp yıkmaya devam edeceklerdi.
Ama hayat sürprizlerle doludur kardeşlerim..
Her şey hazırken ve Avrupa halklarının direnci kırılmaya başlamışken elitlerin hesaba katmadığı bir şey oldu. Karadeniz'in kuzeyi ve Hazar gölü çevresi halklarını bir sancak altında toplamış olan Attila doğudan çıkageldi. Kelt ve Cermen kabileleri ile uzak akraba olan Hun Türkleri Avrupa'ya hızlı bir giriş yaptılar. Hem kuzenleri tehdit altındaydı hem de küresel elitin oyunlarından haberdar idiler. Çok büyük bir ordu toplamışlardı. Tek bir Tanrı'ya ve onun gönderdiği peygamberlere inanıyorlardı. Ataları Oğuz Kaan "Tanrı'nın buyruğunu Türk'ün töresi yaptım, töreye uyana Türk denir." diyerek birçok farklı milleti "Tek Tanrı" inancı altında toplamış bir ulu kişiydi. Bazı kaynaklar Oğuz Kaan'ı engin bozkırların peygamberi olarak anar. Kuran-ı Kerim'de de yeryüzünde yaşamış olan her kavme peygamberler gönderildiği insanlara bildirilmiştir.
Yoksa Türkler engin bozkırları geride bırakıp, Asya'nın verimli topraklarından ayrılıp neden Avrupa'ya akın etsinler? Atlarla çıkılan bu yol belki de bir yıl sürüyordu. Bir amaç, bir ideal olmasaydı bu insanlar neden Kelt ve Cermen kabileleri ile birlikte Roma'ya kafa tutsunlar ki? Aklınız alıyor mu? Kim canı sıkıldığı için at üzerinde binlerce kilometre yol gider? Üstelik ölüm tehlikesi çok yüksek. Savaşta ölmezsen bile başına ne geleceği meçhul. Hastalıktan, kıtlıktan...
Devamı gelecek...
.png)

.jpg)










_warrior_and_Gallic_leader_of_the_-_(MeisterDrucke-1429860).jpg)
_King_of_the_Huns_-_drawing_from_I_misteri_del_vatic_-_(MeisterDrucke-1462705).jpg)



bu anlattıkların bildiğimiz bütün dünya tarihini çöpe atıyor özellikle avrupadaki milletlerin türklerle akraba olması, roma imparatorluğunun küresel elit dediğin iblis soylu yahudiler tarafından kurulması gerçektenden de saklanan gerçekler gibi gözüküyor şahsen ben okuyunca şok geçirdim zaten bayadır bu konulara ilgim var artık sıkı bir takipçinim ve yeni yazılarını sabırsızlıkla bekliyorum Allahın selamı üzerine olsun kardeşim.
YanıtlaSilGüzel yorumun için çok teşekkür ederim. Kuran-ı Kerim'i mealinden Türkçe okuduğumda " bu İsrailoğullarına neden bu kadar çok seslenilmiş ki?" demiştim. Birçok ayette Yahudilere "düzgün durun, yeryüzünde fesat çıkarmayın" deniyordu. Sonra zamanla tüm bu saklanan tarihi gerçekleri öğrenince anladım ki; Dünya kuruldu kurulalı, insan var oldu olalı İblis'in soyundan gelen Yahudi kesim her şeye elini atmış ve özellikle faiz sistemini her devirde kullanmış. Şu an tastamam her şeyi ele geçirmelerine çok az kaldı. Elimden geldiğince bunları ifşa edeceğim. Saygılar ve selamlar kardeşim.
SilDostum bu yazdıkların gerçektende çok değerli. Şuan yaşanan neredeyse her olayın sebebini bir nevi önümüze sermişsin ama bazı noktalarda yanlış olabilcek şeyler var. Maddeler haline belirtmek isterim:
YanıtlaSil1. Kuranda Ademin tek bir eşi olduğundan bahsedilir. Yani Lilith diye bir varlıkla birleşip insandan farklı bir soy başlattığı Kuran açısından bakarsak imkansız bişeydir.
2. İmkansızdır çünkü insanların, cinler veya melekler ile birleşip bunun sonucunda yeni bir soyun ortaya çıkması yine mümkün değildir. Çünkü Allah cinlerin ve insanların fiziksel olarak temas kurmayı bırak birbirlerini göremeyeceğini söyler.
3. Bide bu yeryüzüne düşen melek hikayesi diğer kutsal metinlerde olsa bile Kuranda yoktur. Hepsinden önce cennetten kovulan varlık bir cin olan iblistir. Yüce Allah, Kuranda iblisin bir cin olduğunu söyler. Yani meleklerin yeryüzüne düşüp insanlarla birleşmiş olması saçma bir fikir.
4. Ayrıca Yahudiler de bir insandır ve soyları Yakup peygambere dayanır. İblis soylu yahudilerin olmasıda pek mümkün gözükmüyor.
Bunlar benim aklıma takılan ve mantıksız gelen bazı yerlerdi. Belki sen yanlış anlamışsındır belkide ben. Eğer detaylıca anlatırsan daha iyi anlaşılabilir. Sevgiler ve selamlar dostum
Tek başlıkta cevap vereceğim ama tabi arkası çok derin bir konu olduğu için araştırman lazım. En basit haliyle Youtube a gir ve Enok Kitabı - Düşmüş Melekler yaz, çıkan videoları izle. Sırayla gidelim; Kuran'da yasak meyve kelimesi "Şecere" olarak geçiyor. Arapçasına bakabilirsin istersen. Şecere Türkçemize de geçmiş bir kelime; soy demek, soy kütüğü demek. Yani Allah Adem'e şu soya yaklaşma diyor. O soy da cinlerin soyudur. Bir diğer konu ise Yahudilerin soy bağına anneye dayandırmasıdır. Madem ki Adem ve Havva ortak atamız ise neden Yahudiler kendilerini üstün görüp biz sizinle yarı akrabayız diyorlar? Bunu bizzat bir Türkiye Yahudisi arkadaştan duydum, yarı akrabayız diyorlar. Derinine inersen de onların Kohenleri (bizdeki imam, alim) bunu açıkça savunuyorlar. Onlar ile bizim soyumuzun atası bir anası farklı. Bunu da araştırırsan görürsün ve en emin olduğum konulardan birisidir. Zaten çatır çatır insan katletmelerini de kendi vicdanlarında böyle soğutuyorlar. Yahudilerin Yakup peygamberin soyundan geldiği çok doğru ve Musevileri kendilerinden ayrı tutarlar. Bizim ulema yüzlerce yıl boyunca mezhep-hizip gibi saçmalıklarla uğraştığı için; hiç bu eski metinler ve eski kültürü araştırmamıştır. Halbuki Tevrat'ın içerisindeki hükümlerin bir kısmı insanlığın hikayesini anlatır. Yani Tevrat tahrife uğramıştır ama büyük kısmı aynı kalmıştır. Zaten bir kitabın tamamını değiştirmek çok zordur, keza o toplum bunu çok rahat fark eder. Ama bir kısmını değiştirirsen çok zeki olan azınlık dışında yakalayan olmaz. Yani uzun lafın kısası şu kelimeler üzerine bir araştırma yap; "Düşmüş Melekler" " Enok Kitabı" Sabredip derince araştırırsan inan bana taşlar yerine oturacaktır. Ben bu konuları 13-14 senedir araştırıyorum. Allah'a emanet.
Sil